"Hiç gelmemem gereken bir gezegende, var olmaması gereken insanları yok etme dürtümü engelleyerek, hatta bir kısmıyla iyi geçinmek zorunda kalarak yaşıyorum. Onu da sırf filmin sonunu merak ettiğimden yapıyorum."
Kendi iç mahkemesinde yargılanmaktansa başkalarının mahkemesinde yargılanmayı kabul ediyor gibiydi. İnsanın içinde kurduğu mahkemede hem suçlu kürsüsünde hem hâkim koltuğunda kendisi varsa boynuna ilmeği geçirip ayağının altındaki tabureyi itmesi daha kolaydı. Çünkü insanın en çok kendine merhameti yoktu.
Ama her ağaç aynı güçle duramazdı ki onu savuran rüzgâra karşı. Bu, ağacın suçu değildi. Kimse neden yıkıldın, diye ağacı suçlayamazdı. Tıpkı yıkılmayan ağaçlara neden yıkılmadın, denilmeyeceği gibi. Tıpkı rüzgâra neden yıktın, diye sorulamayacağı gibi.