Her okur kendinden bir parça bulacaktır Martin Eden'de. O öyle gerçek hissiyatlara sahiptir ki bazen bir roman karakteri olduğunu unutuverirsiniz. Sadece Martin Eden değil yan karakterler de
Şah İsmail'in hayatını roman şeklinde anlatan güzel bir eser. Küçük yaşlarında şeyh olan bir çocuğun delikanlılık yıllarında Şah olmasının yaratabileceği psikolojik bunalımlar ve hayata bakış tarzı kitapta çok güzel işlenmiştir. Eserin roman olması okuyucuya tarihi bilgiler öğretmesi engellememiş, yazar tarihi gerçekliklerle kendi kurgusunu eserde güzel bir şekilde birleştirmiştir. Yazarın bu konularda araştırmacı olması kitapta verilen bilgilerinde tarihi gerçeklikle uyuşmasını sağlamıştır. Eser, Şah İsmail'in dedelerin başlayarak Erdebil tekkesinin Şahlık yolunda ilerlemesi hakkında da bilgi vermektedir.
İçinde bol bol toplumsal tespitlerin olduğu, insan ve yaratıcı ilişkisini farklı bir açıdan inceleyen ve en önemlisi bir yazarın yazdıklarıyla nasıl bir hayat bulabileceğine gösteren bir roman.
Kitabın ilk kısımları ve ana karakterin kendi içinde yapmış olduğu konuşmalar biraz yorabilir. Fakat kitabın sonu hepsini bir sonuca vardıyor. Sabırla okunduğu takdirde okuyucu bu kitabı okuduğuna pişman olmayacaktır. Kitabın kurgusu çok sık rastlanılan bir kurgu değil. Sadece bu kurgu bile kitabı okunabilir kılmaktadır.
Ömrün Zarifce bir bakışla nasıl yaşamaya dönüşebileceğinin güzel bir örneği. Hepimiz dünya da ömür geçirmek adına bir şeylerle karşılaşıyoruz. Fakat kaçımız bu ömrü yaşıyoruz ?
Orta Doğu tarihini İslam öncesi dönemden alıp günümüze kadar inceleyen bir eser. Fakat daha çok 18.yy'dan sonrası üzerinde durulmuş. Kitap kronolojik olarak tasnif edildiğinden okurken fazla kafa karışıklığına sebebiyet vermiyor. Yazarın olabildiğince tarafsız kalmaya çalıştığını kitabı okurken görebiliyoruz fakat yazar sonuçta Hristiyan bir araştırmacı olduğu için bazı noktaları kendi kültürü açısından ele almış. Orta Doğuyu anlamak ve dolayısıyla günümüzü anlamak için okunabilecek güzel bir eser.