Ümmet şuuru ve İslam Milleti'nden olma aidiyeti taşıyan bir insanın atacağı en önemli adım, hangi düşünceden olursa olsun yakınındaki insanlara selam vermek ve yemeğini paylaşmaktır. İkiye bölünerek paylaşılan bir simit, paramparça olmuş bir coğrafyanın yeniden birleşmesine vesile kılınacaktır. Yeter ki inanalım.
Halid karşısındakini ilk bakışta tanır ve teşhis ederdi. Onun konuşması ve davranışı kendisini ele verirdi. Harbin inceliklerini bilir; casuslar, esirler ve yolcular vasıtasıyla düşman hakkında bilgi toplardı istihbarata da çok iyi karşı koyar, yani kendi ordusunun sırlarını çok iyi saklardı. Savaş meydanını yakından incelemeye önem verir, hedefleri güzel seçerdi. Kaçan düşmanı çok iyi takip eder ve toparlanarak yeniden hücum etmesine engel olurdu. Mizacı sert, azimli ve kararlıydı. Yolda askerleriyle konuşurken hikmetli sözler söylerdi.
Mute günü sahabe arkadaşları Cafer'i şehit edilmiş olarak bulduklarında, onun vücudunda süngü ve kılıç darbesi olarak elli yara saydılar. Öyle ki; vücudunun ön tarafında yara alacak hiç bir yeri kalmamıştı. Fakat ne büyük şeref, ne erişilmez bir kahramanlıktı ki, bu elli yaradan hiç biri sırtında değildi. Anlamışlardı ki, Cafer şehadete giden kanlı can pazarında, bir tek can için, kum gibi kaynayan kuvvetli düşman ordusuna arkasını dönmeye tenezzül etmemişti.