Kötü tercüme edilmiş bir doğu klasiğini yanlış anlayan bir batılının felsefe niyetine yaptığı saçmalamaların, yarım yamalak çevresini üstünkörü okumuş bir Türk münevverinin kurabileceği sıradan cümlelere benziyordu.
'vakit'ten öylesine kopmuş ve buna karşılık kendimi zamanın akışına öyle bırakmıştım ki saatin kaçı kaç geçtiği ya da kaça kaç kaldığı sorusu benim gündemimden çoktan beri düşmüştü.