Anladık, hastayız. Ama yüzlerce akıl hastası dışarıda ellerini kollarını sallayarak geziyor da kimse sesini çıkarmıyor. Bilgisizliğiniz yüzünden hastaları sağlamlardan ayırt etmeyi beceremiyorsanız bizim suçumuz ne? Cahilsiniz diye ben ve şu zavallılar niçin sizlerin şamar oğlanı olalım? Gerek siz, gerek asistan, gerekse hastane yöneticisi, öteki deyyuslar, ahlak bakımından biz hastalardan kat kat aşağısınız. Bu duruma göre buraya neden bizi değil de sizleri kapatmadılar? Mantık bunun neresinde?
Tek başıma büyük zarar vermiyorum ama toplumdakı yaygın kötülüğün bir parçasıyım. İlçede çalışan bütün memurlar benim gibi, hepimiz beleşten aylık alıyoruz. Bu duruma göre onursuzluk yalnız benim suçum değil çağımızın suçu... Dünyaya iki yüzyıl sonra gelseydim bambaşka bir insan olurdum...
Akıl hastaları için balolar, temsiller veriliyor ama onların topluma kazandırılması için yapılan fazla bir şey yok. Kuru gürültüden başka bir şey değil bunlar. Öyleyse bizim hastane ile en seçkin Viyana Kliniği arasında ne ayrım kalıyor?
Maddenin dönüşümünde ölümsüzlüğü görmek, içindeki keman kırılıp işe yaramaz hale geldikten sonra keman kılıfına parlak bir gelecek biçmek kadar gülünçtür.