Bazen içimizi dökmek gerekiyor..
Aidiyet… Belki de insanın kendini değerli hissettiği yerde kök salmasıdır. Yargılanmadan konuşabildiği, eksikleriyle de var olabildiği yerde “aitim” diyebilmesi…
Çünkü insan en çok, kendisi olabildiği yerde özgür hisseder.
Peki yaptığımız tercihler bizi gerçekten özgür mü kılar, yoksa zamanla içimize başka türlü bir pişmanlık mı bırakır? Yaşadıklarımız mı daha çok üzer bizi, yoksa hiç yaşayamadıklarımız mı? Yaşanmış olana yitip gidene mi üzüntümüz yoksa yaşayamadıklarımıza mı iç çekişimiz..
Bazen düşünüyorum; en yakınlarımız mı en sevdiklerimiz olur, yoksa en sevdiklerimiz mi zamanla bize en yakın hâline gelir? İnsan kalbine en çok kimi yerleştirirse, aslında ait olduğu yeri de orada mı arar?
Kalbimizde artık eski yerinde olmayanlara bir veda mı büründüğümüz sessizlik...