Tella, Dante’nin yanında iyi sözcüğünün sönük kaldığını düşünüyordu. İnsanlar iyi kelimesini gece nasıl uyuduklarını ve fırından yeni çıkmış ekmeği anlatmak için kullanırlardı. Dante daha ziyade ateş gibiydi. Kimse ateşi iyi diye tanımlamazdı. Çocukların oynamamaları için uyarıldıkları, sıcak ve yakıcı şeylerdi ateşler.
Yine de Tella bir an bile ondan sakınmayı aklının ucundan geçirmemişti. Eskiden bir kızın, beraberinde kendisini yok etme gücünü de verdiğini bilmesine rağmen, kalbini bir oğlana kaptırması fikrini saçma bulurdu. Tella’nın başka delikanlılarla takas ettiği şeyler olmuştu ama kalbi bunlardan biri değildi; ne var ki, şu anda kalbini Dante’ye bırakmak gibi planları olmamasına rağmen bir insanın farkına bile varmadan yüreğini yavaş yavaş başka birine nasıl verebildiğini anlamaya başlıyordu. Yalnızca bir bakışın ya da Dante’nin az önce onunla paylaştığı gibi nadir rastlanan savunmasız bir anın, kalbin küçük bir bölümünü çalmaya nasıl yettiğini fark ediyordu.
Harikulade bir alıntı olmuş👏🏻. Zihnimin dehlizlerinden cevaplıyorum: Evet, verebilir ama bu bir karar gibi değil, fark edilmeden işleyen bir kayma gibidir. İnsan kalbini birine uzatmaz; sadece biraz fazla bakar, biraz fazla hatırlar, biraz fazla ‘önemsiz’ sandığı anlarda takılı kalır. Bir cümlenin tonu, bir bakışın süresi, bir sessizliğin ağırlığı… hepsi tek tek birikip görünmez bir iz bırakır. Ruhun karşındakinin ruhuna su misali aktığı anlar vardır; sınır diye bildiğin şeyin aslında sadece ince bir buğu olduğunu anlarsın.
Keyifli okumalar😊
"Sevgili çocuk, kadınlar dâhi falan olamaz. Kadın süs için yaratılmış bir türdür. Söyleyecek sözleri yoktur ama pek tatlı konuşurlar. Kadınlar maddenin akıl üzerindeki zaferini temsil eder; tıpkı erkeklerin zihnin ahlak üzerindeki zaferini temsil etmesi gibi."
Ne yazık ki kadınlar en çok kendilerine acımasız davranılmasından zevk alır. Son derece ilkel içgüdülere sahiptirler. Her ne kadar biz onları çoktan azat etmiş olsak da hâlâ efendilerini bulmaya can atan köleler olarak kalmakta ısrar ediyorlar. Kadınlar kendilerine hükmedilmesine bayılırlar.
1000Kitab'ın o meşhur ana sayfası değil, sanki bir ego panayırı. İnsanlar, on binlerce kişiyi takibe alıyor, geri dönerlerse dükkan benim mantığıyla dijital esnaflık yapıyorlar. Derdi kitap,