Dağcı'nın ikinci romanını okuyorum bir çiftçi çocuğu olarak toprağın vatanın önemini daha çok anımsıyor sayıyorum kendimi okurken orada oluyorum sanki ;
Okuyucuyu içine çeken bir anlatım tarzı sürekli heyecanı üst seviyede tutuyor ...
Savaşa giden Savaşçı bir gece Kırım'a döndüğünde karşılaştığı manzara kendisini şoka sokuyor. Savaşa giden de aynı kalmıyor bunu biliyoruz fakat geride kalanlar da bıraktığımız gibi kalmayabiliyor savaş bir kara delik gibi adeta sevinci, umudu, yılları, geride kalanları, savaşa gidenleri içine çekiyor..
Köyünü yağmalanmış ve etrafta bir mezar dahi çok görülmüş ölüler ... Fakat Savaşçıya yaşama da tutan bir kadın Melek hanım...yok olan hayatlardan bir aile ortaya çıkarması ayrıca kadının değerini ortaya koyuyor ... Sonrasında sürgün hayatı ... Ata yurdunda ölme oraya gömülme isteği ...
Bir çırpıda okuna bilecek bir roman tavsiye ederim .
Sensiz hiç bir şey olamam, hiç bir şey yapapamam. Geceyi değistiremem sensiz ; yolumuzu , yükümüzü hafifletemem ; sensiz seni sevemem, çocuklarımızı güldüremem