İçedönük insanlar, dışadönük insanlarda kısa süreliğine de olsa ciddiyeti açığa çıkartma ve ağırbaşlılıklarıyla onların iç dünyasının temeline inme konusunda gizli bir güce sahiptirler.
- Öyleyse aritmetiğe, geometriye ve diyalektikten önce gelen bütün bilimlere daha çocukken başlatmalı ve öğretim, zorla yaptırılan bir işe benzememeli.
- Neden?
- Çünkü, hür insan hiçbir şeyi köle gibi öğrenmemeli. Bedene zorla yaptırılan şeyin ona bir kötülüğü olmasa bile, kafaya zorla sokulan şey akılda kalmaz.
Şöyle yapalım öyleyse: Önceki gibi, bilginin ilk bölümüne bilme diyelim, ikincisine çıkarma, üçüncüsüne inanma, dördüncüsüne varsayma, ilk iki bölüme birden kavrama, son ikisine de sanma diyelim. Değişen varlık karşısında öz varlık neyse, sanma karşısında inanma, çıkarma karşısında da varsayma odur. Bu ayırmaların dayandığı nesneler arasındaki ilintilere, davranan ve sanılan şeylerin bölünmelerine gelince, bu meseleleri bırakalım. Yoksa sözlerimizi yüz kere daha uzatmış oluruz.
İşte, nesnelere gerçekliğini, kafaya da bilme gücü nü veren iyi ideasıdır. Bunu iyi bil. Bilinen şeyler olarak gerçeğin ve bilimin kaynağı odur. Ama bilim ve gerçek ne kadar güzel olursa olsunlar, şuna inan ki, iyi ideası onlardan ayrı, onların çok üstündedir. Görünen dünyada ışığın ve gözün güneşle yakınlığı olduğunu düşünmek doğru, ama onları güneş saymak yanlış olduğu gibi, kavranan dünyada da bilim ve gerçeği yakın saymak doğru, ama onları iyinin ta kendisi saymak yanlıştır. İyinin yeri elbette ikisinin de üstünde, çok yükseklerdedir.