Bana sevmeyi sen öğretmiştin. Söyle! Şimdi senden
öğrendiklerimle başkalarını mı seveceğim? Hayır! Bunu
yapamam. Senden aldıklarımı başkasına veremem.
Senin için doğduğuma inanırken başkasında ölemem.
Kendime ihanetim olur bu. Seninle yaşadıklarım yine
seninle ölür... Başkasında yeşermez. Bundan sonra
yalnız senin hatıralarınla yaşayacağım. Belki sana
iyi sahip çıkamadım ama inan hatıralarımıza çok iyi
bakacağım. Onları kendimle bile kirletmeyeceğim.
Kimseye benzetmeyeceğim seni. Ve kimsenin kendisini
sana benzetmesine izin vermeyeceğim. Sen, hep sen
gibi kalacaksın bende... Seni, tutamadığım sözler gibi
değil, kendime ettiğim yeminler gibi saklayacağım.
Namusumla, şerefimle... Bende bıraktığın izlerle ve
benden alıp götürdüklerinle, bir de bu ikisinin arasındaki
uçurumlara rağmen seveceğim seni yine...
Seni kimsede aramayacağım. Aramayacağım
gibi kimsenin de bendeki seni görmesine müsaade
etmeyeceğim. Seni saklayacağım şiirlerimde, seyrettiğim
filmlerde, sustuğum gecelerde. Gözlerimde taşıyacağım
suretini. Baktıkları ama göremedikleri olacaksın. Seni
sevmeye devam edeceğim gizli gizli. Herkesten ve
her şeyden gizli. Senden, belki de benden bile gizli.
Kimse seni soramayacak bana. Ölüm gibi susacağım
seni soranlara. Dün söylediklerimi duymayanlar
bugün neden sustuğumu da anlamayacaklar. Ne
senden bahsedeceğim onlara ne sensizlikten. Varlığını
yokluğuna sarıp sarmalayacağım. Seni gözümde yaş
diye taşısam bile başkalarına içimi asla dökmeyeceğim.
Seni hep böyle seveceğim... Ama eski seni...