Öncelikle kitabın her yerinde doğayla uyumluluk vurgusu var. Ayrıca tümünde ölüm teması işlenmiş. Kadınlara karşı inceden bir iğneleme sezdim. Stoacılar, binli yılların başında Anadolu'yu arşınlayan dünyayı bırakan dervişlere benziyor. Bence filozof imparatorun Tanrı inancı karışık... Bir yerde Tek Tanrı derken başka bir yerde Zeus'tan bahsediyor ve diğer bir yerde doğayı Tanrı haline getiriyor.
Saramago, bu kitapta aklında yer eden bir fikri romanlaştırmaya çalışmış fakat görüşüme göre söylüyorum ki becerememiş. Okuyanları ne roman gibi içine alacak bir kurgu oluşturabilmiş ne de eleştiri tarzını yakalayabilmiş. Bu durum beni sıktı.
Kişisel gelişim konusuyla sunulmuş bu kitap, bana çok basit geldi. Sosyal medya gönderilerin de bazen bulunan atarlı sözlerin kitaplaşmış halı gibiydi. Ayrıca çelişkilerle doluydu. Yani bir bölümde söylenenin, diğer bölümde tam tersi söyleniyordu.
Tufan, Atlantis, gök milletleri vb. dini metinleri ele alarak inceleyen bu kitap, kimi bölümlerinde okuyucuları sarsıyor. Bu konularda ilgisi olanlar için güzel bir eserdi.
Yazar, bu kitapta, dünyanın fiziksel oluşumundan güneşe, yer çekiminden yer şekillerinin oluşumuna, manyetikten tufana birçok konuya değiniyor. James'in Hindistan'da Mu'dan gelen tabletlerine ulaştığı söylenir. Bu kitaptaki bilgileri de oradan okuduğunu belirtiyor.