'Mutluluğun da bir başka alem olduğunu, mutsuzluktan uzak bir ülke olarak konumlandığını ve hatta tek mevsimi olduğunu, bu mevsiminde sonsuz kere sonsuz bahar olduğunu anladığımda mutluluğun başkentine yerleşmek istemiştim. Mutluluğun başkenti sevgilinin kollarıydı ve fakat sevgili neredeydi, neler yapıyor, kimlerin kollarındaydı bilmiyordum.'
"... o an anladım, gideni tutmaya çalışmanın bir faydası yoktu. Çünkü kalmak isteyen cehennem ateşinde yanmayı sever de gitmek isteyen cennet çiçeklerini bile sevemezdi. Çünkü kalmak bir devrim gitmek ise hep bir darbe olmuştu ruhlarda. Çünkü kalmak sevmenin göbek adı, gitmek ise sevmemenin gerçek adıydı bilirdim. Ve susmak çoğu zaman aşkın en somut haliydi, ben de o an sadece susmayı yeğledim..."