Esma Tezgi'nin Kapak Resmi
Esma Tezgi, Çocukluk'u inceledi.
19 Kas 23:22 · Kitabı okudu · 5 günde · 7/10 puan

Tolstoy'un otobiyografik romanı olan Çocukluk, Tolstoy'un çocukluğunda neler yaşadığını kendi ağzından okuma imkanı sunuyor.

"Sevdiğin bir varlığın hatlarını hayalinde canlandırmaya çalıştığında geçmişten o kadar çok anı belirir ki, bu anıları, göz yaşları arasındaymış gibi bulanık görürsün."

İnsan zamanla hem değişen hem de aynı kalan bir varlık, zaman içindeki değişimi ve aynılığı okuyabilmek, buna tanık olma fırsatı ise kitapların (özellikle klasiklerin) en sevdiğim yönlerinden biri. Çocukluk'u okurken de sık sık bunu hissettim, başka bir zamana ve kültüre ait bir çocuğun, ileride büyük yazar olacak bir çocuğun hayatını okumasak ise ayrıca hoşuma gitti. Kitabın dili her ne kadar sade olsa da anlatımı güçlü ve çarpıcı, Tolstoy hiç çekinmeden hepimizin varlığını bildiği ama bahsetmediği davranışlara-duygulara kitabında yer vermiş.

Her nerede olsak da hangi zamanda varlığımızı sürdürsek de, acı aynı acı, çocukluk aynı çocukluk. Hepimiz bir bakıma aynı yollardan geçiyoruz, hepimiz aynı hamurdan insanlarız ve çektiğimiz acılar ortak. Tolstoy'un annesinden ayrı geçirmek zorunda kaldığı yıllar, annesinin ölümü ve diğer olaylara karşı olan tepkilerini okumak, okuru ona yaklaştırıyor ve ister istemez insan duygulanıyor.

Tolstoy'un çocukluk yaşamı ile çocukça hareketlerinin harmanlandığı bu kısa kitapta kendinizden mutlaka bir şeyler bulacaksınız.

Esma Tezgi, Beyaz Geceler'i inceledi.
19 Kas 23:10 · Kitabı okudu · 4 günde · 9/10 puan

İnsan okudukça okuyası geliyor, okumayınca da eksikliğini hissetmeden edemiyor, Dostoyevski öyle bir yazar işte.
Bu kitapta da Dostoyevski'nin beş ayrı klasiği vardı ve hepsini okumak çok iyi geldi. Dostoyevski insan ruhuna nasıl dokunacağını bilen bir yazar, insanı öyle güzel irdeliyor ki!
Kitaptaki 5 öyküde birbirinden farklı şeylere değiniyor. Kitabı uzun uzun anlatıp övmek istiyorum ama yapmayacağım bunu, herkes Dostoyevski'yi kendi keşfetsin.

Esma Tezgi, Kader Kılıcı'ı inceledi.
19 Kas 22:52 · Kitabı okudu · 7 günde · 7/10 puan

Serinin ilk kitabı olan Son Dilek'te istediğimi tam anlamıyla bulamamış ve konu bütünlüğündeki sıkıntıyı eleştirmiştim. Yazar bu kitapta bu sorunu iyileştirmiş, bu okurken beni mutlu etse de hala bu konuda eksikleri var.
Olaylar hala Witcher'ın maceraları şeklinde ilerlese de kitabın içinde genel bir hikaye var ve olaylar buna bağlanıyor.
Yazar güzel bir dünya oluşturmuş ve tüm olayları Witcher çevresinde döndürmekle bu dünyaya haksızlık ediyor bence. Başka karakterlerin hikayesi de daha geniş olarak kitaba dahil olsa ve Witcher'ın geçmişi özellikle de Kaer Morhen (Witcher'ların ülkesi)'nin tarihi ile ilgili geri dönüşlü bölümler olsa seri daha güzel olabilirdi.
İlk kitaptan daha iyi olsa türündeki çoğu kitaba göre zayıf bir seri. Yine de yazar kitabın sonunu güzel bağladı ve diğer kitabı merak ettiriyor.

Esma Tezgi, Bir Kayıp Denizci'yi inceledi.
19 Kas 22:33 · Kitabı okudu · 3 günde · 7/10 puan

Marquez daha genç bir gazeteci iken denizde kaybolmuş ve kurtulmuş bir denizci ona öyküsünü anlatmış ve oda gazetede on dört bölümde yayınlamış. Öykü ile ilgili siyasi nedenlerden dolayı diktatör yönetim gazeteyi kapatmış ve yıllar sonra Marquez bu öykünün kitap olarak yayınlanması gerektiğini düşünmüş. Bir Kayıp Denizci'deki olağanüstü oyaşanmışlık gerçek işte.

Denizcinin hikayesi insanın düşünmekte zorlanacağı bir macera, aslında benzeri bir çok film ve kitaptan aşina olsak da yaşananların gerçek olması kitaba bambaşka bir boyut kazandırıyor. Kitabı okurken aklıma sık sık Yaşlı Adam ve Deniz geldi, yıllar önce okuduğumda çok etkilenmiştim.

Bir Denizcinin Hikayesi, gerçek hayattan alınmış bir öykü, Marquez bunu bize ilk ağızdan güzel ve etkileyici bir biçimde sunmuş. İnsanın en kötü zamanlarında bile bir umut vardır ve umudunu kaybetmeyenler zafere ulaşacak olanlardır, o denizci gibi umudunuzu kaybetmemeniz dileğiyle.

Ölü Canlar'ı okuduktan sonra Gogol'un diğer eserlerini de okumayı istemiş ancak bir türlü fırsat bulamamıştım. Çoğu yayınevi bu hikayeleri ayrı basmış ancak İş Bankası bir arada basmış olunca çok sevindim. Kitapta toplamda altı öykü var;
Neva Bulvarı,
Burun,
Portre,
Palto,
Bir Delinin Anı Defteri,
Fayton.

Açıkçası öykülerin hepsini sevdim, bir tek Fayton'dan istediğimi alamadım. Her öykünün kendine has bir üslubu ve insanı çeken bir yönü vardı. İçlerinden en çok ilgimi çeken ise Burun oldu, yazar bu öyküde sıra dışı bir olayı konu alıyor, hem absürt hem de eğlendiren bu öyküyü sonunda kendi de eleştiriyor ki bence bir yazar için bu mükemmel bir hareket, hem yazıyor hemde eleştirisini yapıyor ve okura sunuyor. Usta olmak bu olsa gerek.

Karakterleri ve olayları ile her öykü hem okuması keyifli hemde birbirinden ilgi çekici idi. Gogol, tanıdığıma çok sevdiğim yazarlardan, umarım sizde bir gün onu okur ve seversiniz.

"Ama dünyada hiçbir şey uzun süreli değildir, o bakımdan binbaşının duyduğu bu ikinci sevinç ilki kadar canlı değildi. Bir dakika sonra duyacağı sevinç bundan da cılız olacaktı ve nihayet suya atılan bir taşla doğan halkların bir süre sonra yitip gitmesi gibi, içinde kıvılcımlanan son sevinç kırıntısı, doğal ruh haline karışacak, bu hal içinde sönecek, belirsizleşip gidecekti."

Esma Tezgi, bir alıntı ekledi.
06 Kas 15:50 · Kitabı okudu · İnceledi · 6/10 puan

İnsanlar, canavar ve canavar hikâyeleri uydurmayı severler. Bunu yaptıkları zaman kendi canavarlıklarını görmezler. İçkinin dibine vurduklarında, sahtekârlık, hırsızlık yaptıklarında, karılarını kayışla dövdüklerinde, yaşlı büyükannelerini aç bıraktıklarında, tuzağa düşmüş bir tilkiyi gübre yabasıyla delik deşik ettiklerinde ya da dünyada yaşayan son tekboynuzu ok yağmuruna tuttuklarında gün ağarırken kulübelerin arasında dolanan Bane’in onlardan daha kötü biri olduğunu düşünmek işlerine gelir. Böylece yüreklerine su serpilir. Yani yaşamak kolaylaşır.

Son Dilek, Andrzej SapkowskiSon Dilek, Andrzej Sapkowski
Esma Tezgi, Son Dilek'i inceledi.
 06 Kas 15:49 · Kitabı okudu · 5 günde · 6/10 puan

Oyunu ile varlığını öğrendiğim bir kitap serisi The Witcher, oyununu oynamadım, uyarlamasından önce aslını tanımak istedim.

Fantastik kurguyu çok severim, bu seriden de biraz beklentim vardı, mükemmel konu, mükemmel karakterler olmasa da özgün bir seri beklentisi içindeydim ancak kitap bir çok mit ve eski masalların karışımı ile harmanlanmış, zeki, yetenekli ve biraz da muzip bir baş karakterle bize sunulmuş bir eser.

“İnsanlar, canavar ve canavar hikâyeleri uydurmayı severler. Bunu yaptıkları zaman kendi canavarlıklarını görmezler. İçkinin dibine vurduklarında, sahtekârlık, hırsızlık yaptıklarında, karılarını kayışla dövdüklerinde, yaşlı büyükannelerini aç bıraktıklarında, tuzağa düşmüş bir tilkiyi gübre yabasıyla delik deşik ettiklerinde ya da dünyada yaşayan son tekboynuzu ok yağmuruna tuttuklarında gün ağarırken kulübelerin arasında dolanan Bane’in onlardan daha kötü biri olduğunu düşünmek işlerine gelir. Böylece yüreklerine su serpilir. Yani yaşamak kolaylaşır.”

Kitap özgün pek bir şey barındırmasa da okuması zevkli idi, sıkmadan sayfalar ilerliyor. Ancak kitaptaki olayların çoğu birbirinden bağımsız olduğu için bütünlük tam anlamıyla sağlanamamış, bu da eksi yönde etki etmiş kitaba. Giriş kitabı olarak fena değildi ancak diğer kitapların daha güçlü olması ve daha sağlam bir hikaye ile karşımıza çıkması gerekiyor. Şimdilik seriye devam etmek istiyorum ama Kader Kılıcı da böyle zayıf olursa devam etmem muhtemelen.