BİZ SENİN GÖĞSÜNÜ AÇIP GENİŞLETMEDİK Mİ ?
BELİNİ BÜKEN YÜKÜNÜ SENDEN ALIP HAFİFLETMEDİK Mİ ?
SENİN ŞANINI VE ÜNÜNÜ YÜCELTMEDİK Mİ ?
ELBETTE HER ZORLUĞUN YANINDA BİR KOLAYLIK …
GERÇEKTEN ZORLUKLA BERABER BİR KOLAYLIK VARDIR .
BOŞ KALDIN MI HEMEN BAŞKA BİR İŞE KOYUL !
YALNIZ RABBİNE YÖNEL
(İnşirah suresi)
Doğrusu biz senin üzerine ağır bir söz bırakacağız …
Bu nasıl bir imtihandı …
Allah bir dedikleri için miydi herşey ?
Müslümanız dedikleri için miydi yaşanılan bunca eziyet ?
Evlerinin iki yakın komşusu Ebu leheb ve ukbe bin Ebu muayt olmadık eziyetler çıkarıyorlardı topladıkları diken ve çalıları yollarına atıyor , çöplerini ve iğrenilecek türlü kötü nesneyi kapılarına döküyorlardı .
Sert kahkahalar eşliğinde atılan taşlar olurdu nasıl bir hoyratlık ve nasipsizlikti .
Alay ve hakaretler arttıkça artıyordu .
Tehditler savurup duruyorlardı .
Hüzünlerini fırsat bilen kötü kalpli ağzı kara kişiler Resulullah’ı kastederek dalı kırık ağaç demeye başlamıştı bile …
O ebter- soyu kesik ne olacak ebterin tekidir demişlerdi hınç ve nefretle …
Adeta inleyerek şöyle duâ ediyordu Resulullah (sav) : “YA RABBİ ! KALBİME KUVVET VERECEK VE BENDEN BU KEDERİ GİDERECEK YOLU GÖSTER ! “