Teşekkür ederim 🙏. Okuduktan sonra sizin düşüncelerinizi de çok merak ederim. Şimdiden keyifli, biraz da sarsıcı bir yolculuk seni bekliyor diyebilirim ✨
Kitabı açtım, daha ilk sayfada “Pal Sokağı” diyor. Dedim “aha mahalleye girdik.” Meğer mahallenin çocukları değil, organize suç örgütüymüş bunlar. Her çocuğun rütbesi var. Nöbet var. İzin kağıdı var. Az kalsın sabah içtiması okuyorlardı. Şaşırdım, çünkü biz çocukken sopayla birbirimizi kovalarken “benim kalemimi alanı döverim” kültüründeydik.
Bunların derdi: Kum. Evet, yanlış duymadınız. Bildiğiniz boş arsa, ama bunlar için Mekke. Tapulu mal gibi savunuyorlar. Araya başka çocuklar girmeye çalışıyor: Kızıl Gömlekliler. Bunlar da başka mahallenin “kombin yapmayı bilen” çocukları. Üst baş kırmızı, tarzlar yerinde. Amaçları: Kumluğu ele geçirmek. E yani, gayet modern bir işgal planı. NATO görse kıskanır.
Kitap bir yerden sonra o kadar duygusallaşıyor ki, elimde mendille “ben bu çocukları tanımıyorum ama yanlarındayım” dedim. Hele final… finalde kitap değil, ben bittim. Son sayfada “bi dakika ya bu neydi şimdi?”
Sonuç: Bu kitap “çocuklar oynuyor” diye başlayıp, seni 1800'ler Budapeşte’sine sürükleyip “biraz acı, biraz terli, bol kumlu dram ister misin?” diye soruyor. Ve sen de “evet” diyorsun, çünkü çocukluk dediğin şey bazen bir kumluk uğruna verilen savaştır.