Öyle yıllardı işte. Şakir dede gibi varlıklı bir adamla babam gibi memur maaşıyla yaşayab biri aynı sokakta oturabilir, dere yatağına yapılmış bir gecekonduda kirada yaşayan bir isçi kadının kızıyla onun torunu aynı okulda okuyabilirdi. Birine samimiyetle üzülmek için onu tanımak gerekmezdi. Hiç tanımadığımız birinin sağlık haberine, başarısına, hatta sevincine bile içten sevinmek mümkündü.