Çoğu zaman hastalık ve yaratıcılık arasında bir savaşım hatta daha ilginci garip bir dayanışma yok muydu? Belki Dr. P.'nin kübist döneminde, kendine has özel şekillerin ortaya çıkmasına yol açan, hem sanatsal hem de patolojik gelişim arasındaki işbirliğiydi. Kaybettiği somut dünyayı, çizgi, kontür gibi yapısal elemanlar üzerinde yoğunlaşarak soyut içinde yakalamaya çalışıyordu.
Luria, Zazetsky'den bahsederken, "hayal gücünün” zarar görmediğini fakat oyun oynama kapasitesinin kaybolduğunu söylemiştir.
Luria'nın dediğine göre Zazetsky, "lanetlenmiş biri" gibi kaybettiği yeteneklerine kavuşmak için sarsılmaz bir kararlılıkla savaşırken, Dr. P. 'nin savaşmaması, kaybettiği şeylerin ne olduğundan bihaber olmasıdır.
*Hangi adam daha trajik bir durumdadır ve hangisi daha lanetlidir? Başına geleni bilen mi bilmeyen mi?
Görsel dünyaya bir bilgisayar kadar ilgisiz olmakla kalmıyor, daha da çarpıcı olarak, dünyayı bir bilgisayar gibi anahtar özelliklerle ve şematik bağlantılarla yorumluyordu. Şema en ufak bir gerçeklik algısı olmadan, kimlik tanıma araçlarıyla tanımlıyor olmalıydı.
Gülü, sanki kendisine çicek verilmiş bir kimse gibi değil de, kendisine bir bitki örneği verilmiş botanikçi veya bir morfolog gibi eline aldı.
"Altı inç uzunluğunda, yeşil uzun bir bağlantısı ile birlikte, iç içe geçmiş kırmızı bir form." diye yorumladı.
Bizlere göre bir yüz, dış dünyaya bakan bir kişidir. Kişiyi yüzüne (personasına), bakarak görürüz. Ama Dr. P. için bu anlamda görünen bir persona veya bu personanın içinde bir kişi yoktu.