Sabıkalı bir şehrin icralı kaldırımlarında
uzak anlamları olan basit bir cümleyle düşlemek
Ve aylak bir çobanın kavalından şarkı yapıp
ezgilere bağışlamak Çolak bir ressamın elinden
resmetmek bir tabloda seni cinayettir bilirim
Seni anlatabilmek bir dilde…
Şakağında ağır bir sendrom garip bir havaleyle
uyanmış telaşlı bir çocuğun kaleminden
Ve aykırı sevdalara adanmış kısa bir öyküde nokta
kullanmadan sığdırabilmek seni uzun cümlelere
......................
......................
Tanrıya lafım yok, kaderin kederine de
İmanın şartlarını öğrendim, iman etmeyi de
Kaç dua, kaç namaz sonrası döneceksin bilmiyorum
Tanrı da konuşmuyor artık benimle
Adın karışıyor her akşam vapur sesleriyle
soğuk bir limandan kalkan giden yolcular
arasına, tanımadan el sallıyorum şirret şarkılar
eşliğinde ve verem teşhisi konulmuş şiirlerle