Gel, diyecek bana. Gel, evlenelim! Tartışmalı, mücadeleli, yıpratıcı bir süreç. Gitsem de, kalsam da boğuşmam gereken öylesine çok sorun var ki. Ulaşılacak o noktada mutluluk ışığı görsem, gözümü kırpmadan atılacağım...
Küçükken gördüğü her oyuncağı isteyen oğulları, şimdi de İstanbul'dan, gönlünün düştüğü kızı gelin getirmek istiyor. Ne yapsınlar, razı olmaktan başka çareleri var mı?
Bunları düşündükçe deliye dönüyorum. Başkaları için meziyet sayılacak, övgülerle karşılanacak özelliklerim, Murat'ın ailesinin
istenmeyenler listesinde baş köşeye oturuyor. İstanbullu, oğullarıyla aynı eğitimi almış; parasal yönden kendileri kadar olmasa da zengin,
yabana atılmayacak bir mal varlığına sahip ailenin biricik kızı...
Üstelik güzel de!
Kafalarında yarattıkları gelin tablosuna hiç uymuyor. Kendi çevrelerinden bulacakları, eğitimi orta karar, ailesi orta halli, ona güzellikte bir kız, yeter de artar bile Murat için. Zengin olması gerekmiyor. Hatta kararında bir yoksulluk daha iyi. Göremediklerini koca evinde görür, hem kocasına, hem de onun ailesine saygısı, bağlılığını sunar bu sayede.
Varlıklı aile kızı, İstanbullu, okumuş ve güzel Aslı'yı dışlama nedenleri bunlar işte. Onlara iki beden büyük gelmem.