Uyanıp her sabah güneşe kucak açan ve penceremin kenarında duran ahşaptan olma sandalyeme oturup karın yağdığını farkettiğimde saat sabahın beşiydi. Ne çok beklemiştim bu anı... Her biri birbirinden güzel beyaz periler yeryüzüne inmeye karar vermişti nihayetinde. Onların haberi olmasa da bu karar en çok beni mutlu etmişti. Ne kadar oturdum bilmiyorum; 5, 10, 15 dk... İşlevinin aksine içimi ısıtıyordu kar. Tam o sırada sen uyandın. Pencere kenarında beni öylece gördüğüne hiç şaşırmadığini okuyorum bakışlarından. Yanıma gelip birlikte alırken komik bir şekilde tartıştiğimiz ayıcıkli terliklerimi uzattın " üşütme" dedin. Hafif bir tebessümle karşılık verdim sana. O an içimin ne kadar sıcak olduğunu bilmiyordun. Bir süre daha sessizce bekledik öylece pencere kenarında... Etraf iyice aydınlandı ve insanlar beyaz perili bir güne uyandı mutlu bir şekilde. Dışarı çıkmak için sabırsızlanıyorum dedim sessizce. Elimi tutup gardropun önüne getirdin hızlıca kalın giysilerimizi giydik ve hemen dışarı attık kendimizi. Bir teki diğerinden farklı olan eldivenimi tam o sırada farkettim. Birbirimize bakıp güldük, kahkahalarimiz arasında dans eden periler eşliğinde o an uzayıp gitti. Bembeyaz bir yatak örtüsü gibi görünen perilerin kollarına bıraktım kendimi, vücudum kayboluyordu içinde. Seninde yanımda o şekilde kocaman bir çukur açmanı beklerken bir kartopu geldi yüzüme. Doğrulup oturduğumda ellerimden tuttun kaldırmak için. O sırada sol kirpiğimin üzerine bir kar tanesi (peri) konmuştu. Birkaç kere gözümü kırpıştirirken ben bir anda gözlerimden öptün beni. Eriyen kar tanesi miydi ben mıydım diye düşünürken huzur dolu sesinle uyandım ve o an cevabımı verdim eriyen bendim bakışlarında..
Roşna 🌺🌼