Dilin kalbin inanmadığı laflar etmesi ne kolay!
Onlar da bir zamanlar gerçekti (daha geçen hafta gerçekti, daha dün gerçekti), ama insanın yüreği bir anda rüzgarların uğuldadığı bir vadi. Şimdi tam da o anda hissedilmiyor diye, kim cesaret edip de “ben değil, en azından şimdi değil,” diyebilir? Yarın geri gelebilir, ama bugün olmayışının itirafı, o itirafın yıkımı dönüşle tamir edilebilir mi? ( Edilemez.) Dün olan ve belki yarın dönecek olanın hatırına, insan bugün de “evet” der, “hem de öylesine çok ki.”
Sevgi zamanın kesintisiz bir bütün oluşuna duyulan saf bir inancın katılaşıp aramıza çökmesi değil de nedir?