Mustafa Kutlu’nun Uzun Hikâye adlı eseri, Türk hikâyeciliğinde önemli bir yer tutar. Hikâye, 1940’lı yıllardan itibaren Türkiye’de yaşanan toplumsal değişimlerin fonunda, idealist ve mücadeleci bir karakter olan Ali’nin hayatı üzerinden şekillenir. Anlatıcı, Ali’nin oğludur ve olayları babasına duyduğu hayranlıkla, içten bir üslupla aktarır. Ali, adalet arayışı, doğruluk ve dik duruşuyla hikâyenin merkezinde yer alırken, eşi Münire ile olan ilişkisi ise hem sevgi hem sadakat açısından örnek bir bağ kurar. Eserde göçebelik, adalet mücadelesi, modernleşme-gelenek çatışması ve aile gibi temalar öne çıkar. Mustafa Kutlu’nun sade ama etkili dili, okuyucuyu yormadan derin anlamlar aktarır. İç monologlar, geçmişe dönüşler ve birinci şahıs anlatım teknikleriyle metin, edebi çözümlemeye oldukça elverişlidir. Uzun Hikâye, sadece bireysel bir yaşam öyküsünü değil, aynı zamanda bir dönemin ruhunu, değerlerini ve kırılmalarını da yansıtan anlamlı bir metindir. Bu yönüyle hem anlatı kuramı hem de dönemsel bağlamda değerlendirilmesi gereken güçlü bir eserdir.