Ne bileyim ben böyle doğdum. Pek fena bir kız değilim, küçükleri, ehemmiyetsizleri çok seviyorum. Fakat servelileri yahut yapmacık kibarlıklarıyla övünenlere karşı daima zalimim.
Sizlere 70’lerin tam bir yılan hikayesini paylaşmak istiyordum. Bu kadar beklemiyordum ama birçok Türk dizisinin konusunun nerelerden çıktığı belli. Şöyle ki, zengin bir insan grubunu düşünün. Hepsi
Bu kitaptaki olayların bu kadar hızlı ilerliyor olmasını, kitabın kısaltıla kısaltıla kuşa çevrilmiş olmasını aklına getirmiyor mu ? Bir de tam metnine bak.
Osman Bey sakin olun, terbiyeli konuşun.
Uzun versiyonu varsa linkini paylaşın, okuyalım. Sizlere de gönderelim, siz de okuyun. Değerli yorumlarınızı kendinize yakışır şekilde yapın.
Kitap linkini bekliyorum.
Bilimkurgu-Çizgiroman ve Manga Etkinliği kapsamında yapacağım ilk incelemem olacak. Bilimkurgu’nun ilk örneklerinden olan Mary Shelley‘nin Frankenstein’ı ile inceleme yolculuğumuza başlıyoruz.
Arkadaşlar, size bir tesbitimi -aslında zaman zaman dile getirdiğiniz ama benim geç keşfettiğim bir tesbitimi- paylaşmak istiyorum.
Üç gün önce İthaki Yayınları Bilimkurgu Klasiklerinden 'Frankenstein' romanını okumaya şevkle başladım, fakat çeviride, ön sözlerden tutun da romanda daha ilk cümlelerde bir gariplik hissettim, her cümle başını unutturacak kadar uzun, bağlamından kopuk, sürekli durup tekrar tekrar okutturacak ve cümleyi yeni baştan kafanızda kurmaya neden olacak kadar uğraştırıcıydı. Tek bir dipnotu bile bulunmayan kitabın 65.sayfasina geldiğimde artık başka bir yayınevinden devam etmem gerektiğine karar verdim. Çünkü bu böyle devam edemezdi.
Arkadaşlar bu sabah İşKültür Hasan Âli Yücel serisinden yayınlanan karton kapaklı 'Frankenstein' romanını aldım. İnanın roman su gibi akıyor, cümleler açık, duru ve anlaşılır. Dizgi harika ve sayfalarda dipnotlar var. Teşekkürler kitabın çevirmeni YİĞİT YAVUZ, bu bile saygının ve özenin göstergesi benim için.
İthaki yayınevinin ORHAN YILMAZ adlı bu çevirmeninden uzak durun, adamın ne yazara ne biz okurlara saygısı var. Gerçekten biz okuyucular bunu hak etmiyoruz...
Yiğit Yavuz'a sevgiler, saygılar. :) İki çeviri de bende mevcut, Yiğit Yavuz'un çevirisi daha iyi elbette. Bilgilendirme için teşekkürler, okuyanlar için faydalı olacaktır.
Kitabı en yakın arkadasım hediye etti. Kurgu çok güzel fakat yazım hataları çok fazlaydı. Ama ben göz ardı ettim. Onun dışında eğer seri devam ederse çok farklı bir kurgu olur. Bence filmi de çıkabilir. Kisacası güzel bir maceraydı bu kitap benim için. Tavsiye ederim.
Bu çevirmenden uzak durun, İthaki Yayınevi Bilim Kurgu Klasiklerinden çıkmış 'Frankenstein' romanının çeviri faciasını (başını unutturan uzun, bağlamından kopuk cümleler, tekrar tekrar okumanıza neden olan, her cümleyi kafanızda tekrar kurdurtmak zorunda bırakan özensiz çeviriler) farkettikten sonra bunu söylüyorum. Kitapta tek bir dipnota yer verme zahmetine bile girişmemiş, nasıl çevir gitsin mantığıdır bu. Türk okuyucusu bunu haketmiyor. Uzak durun.
Sanırım Agatha Christie’nin sayfa düzeni ve çeviri açısından en iyi ancak anlatım ve hikaye yönünden de bir o kadar tersi bir eserini tamamladık. Agatha konu olunca ‘kötü’ kelimesini kullanmak istemiyorum ama napayım durum ortada. Siyasetçi gibi konuşup durumu kurtarmak istedim ama maalesef o da olmadı.
Bunun belli başlı sebeplerini sıralamadan önce bir soru sormak istiyorum. Sizin de inceleme öncesi yahut okurken aklınıza gelenler, yazı yazarken tamamen gidiyor mu? Okurken şunu da yazayım bunu da yazayım derken, bir baktım hiçbir şey anımsamıyorum ve bu sürekli oluyor ancak bu sefer kitabın bitmesine birkaç sayfa varken aklımdan çıkmadan bu kısmı kenara yazmıştım incelemeye eklerim diye. Başka türlü olmuyor, olmuyor, olmuyor...
İyi akşamlar dilerim..