TÜRKİYE'DE BİYOLOJİ BİLİMİNİN YERLEŞMESİNDE GÖRÜLEN BÜTÜN BU EKSİKLİKLER NEREDEN KAYNAKLANMAKTADIR?
Cumhuriyetin kuruluşundan önce bilinen çağdışı görüşler nedeniyle, cumhuriyetin kuruluşundan sonra ise, geçmişteki dogmatik düşüncelerinin etkisi altında, biyoloji bilimine sıcak bakma bir türlü gerçekleşememiş, devletin resmi politikasının bir parçası olamamıştır.
Hatta birçok yetkili, birçok sorunu halledeceği yerde, bilimsel düşüncenin temelini oluşturan ve onu hızlandıran evrim bilimini dışlamak için birçok resmi girişimlerde bulunmaktan çekinmemiştir.
Çünkü biyoloji bilimi, insanlara en kolay yoldan düşünmeyi öğretecekti; diğer temel bilimler gibi pahalı alet ve aygıtlara ihtiyaç göstermiyordu.
Bu da geçimini ve çıkarını eski dogmatik doktrinler ve düşünceler üzerinden sağlamaya yönelmiş ve bu yolla halkı sömüren kesimin çıkarlarına ters düşecekti.
Bu düşüncenin sonucu olarak, insanın kendisini ve çevresini tanıması olarak biyoloji bilimi, eğitimimizin seçmeli, yan bir dersi olarak eğitim sistemimizin içerisinde yerini aldı.
Bugün evrensel bilimle ilgisi olmayan birçok konu, orta eğitimde zorunlu olurken, biyoloji dersleri ve onunla ilişkin olarak biyoloji sınıfları kapatılmaktadır.
Meis'le Mavi Vatan'a Saldırı!
Meis'te MEB ilan etmek Yunanistan'ın başını belaya sokar.
Çünkü Türkiye de aynı uygulamayı, kendisine ait 152 üzerindeki ada, adacık ve kayalık üzerinde yapar.
Yunanistan Ege'de ağır kayıplara uğrar.
7 kilometrekarelik küçücük bir ada ile Türkiye'nin 50 bin kilometrekare Mavi Vatanı'nı çalmak isteyenler, Türkiye'den çok ağır bir cevap alır.
Meis konusunda Türkiye, değil Yunanistan hiçbir ülkeyi tanımaz. Çünkü uluslararası hukuktan kaynaklanan bütün haklarından vazgeçmiş olur. Türkiye böyle bir durumda her şeyi göze alarak harekete geçer. Meis, Yunanistan için ateşle oynamaktır.
Yunanistan aklını başına toplamalıdır. Batı'ya yanaşarak, AB-D'ye sığınarak Türkiye düşmanlığına soyunmak Yunanistan'a hiçbir şey kazandırmaz. Sonuçta tarih tekerrür eder.
Son aşamada herkes kenara çekilir, Yunanistan Türkiye ile baş başa kalır.
Türkiye ile sorunlarını iyi niyet ve diyalogla çözmek Yunanistan'ın yararınadır. Emperyalist Batı ve İsrail hiçbir yardımı karşılıksız yapmaz.
Kaynakları dostça paylaşmak her iki ülkeye de barış, huzur, istikrar ve refah getirir. İki ülke de hızlı bir kalkınma sürecine girer.
Yunanistan mevcut yetenekleriyle, Türkiye ile uzun soluklu bir rekabete dayanamayacağını çok iyi bilmelidir.
Türkiye'nin Mavi Vatanı'ndan vazgeçeceğini düşünmek Yunanistan için büyük bir hesap hatası olur.
Sorunlara Genel Bakış
Tarihsel olarak baktığımızda, Yunanistan'ın Türkiye'ye karşı değişmez politikası olan "Salam Stratejisinden" hiç vazgeçmediğini görürüz.
Yunanistan, bu yöntemle kurulduğu 1829 yılından bugüne kadar topraklarını ve deniz egemenlik sahalarını sürekli olarak büyütmüştür.
Yunanistan bu çerçevede ana gövdeyi hedef almadan, küçük dilimler seçmiş ve bu dilimleri birer birer midesine indirmiştir.
Türkiye'ye karşı milli hedeflerini parçalara ayırmış, her bir parça için bir zaman dilimi belirlemiş ve bir parçayı kopartmadan diğerine yönelmemiştir.
Eğer bir direnç oluşmuşsa, taktik olarak geri çekilerek oyalama muharebeleri vermiş, direnç noktaları yıpratma kampanyaları ile yumuşatılmış ve karşı atakla o dilim de afiyetle yenilmiştir.