Firdevs

Firdevs
Yunanistan Ege'de Türkiye ait 150'den fazla ada, adacık ve kayalık üzerinde egemenlik iddia ediyor! Bunlardan kendisi için önemli gördüğü, Türkiye'ye yakın büyük adalarda devlet uygulamalarına hız verdi. Yaptığı fener, iskele, liman, tesis, bina, askeri üs, helikopter pisti gibi tesislerle, "Burası benimdir!" mesajını veriyor. 16 civanıda adada bizzat Yunan bayrağı dalgalanıyor. Bu ise fiili işgal anlamına geliyor! Maalesef ruhumuzu ve benliğimizi kaybettik! İçe gömülerek, çevremize ve dünyaya sırtımızı dönerek yaşamaktan keyif alıyoruz. Bu nedenle etrafımızdaki çemberin giderek daraldığının farkında bile değiliz! Birileri dört bir taraftan nefesimizi kesiyor. Jeopolitik bir saldırı altındayız...
Reklam
Bilindiği üzere, Ege'deki uluslararası hava sahasında, 8 Ekim 1996 günü silah kullanmadan yapılan ve it dalaşı (dogfight) olarak adlandırılan hava muharebesi (aircombat) bir facia ile sonuçlanmıştı. Balıkesir'deki 9'uncu Hava Jet Üssü'nden havalanan Türk F16 uçağı, Sakız adası açıklarında Yunan Mirage uçağı ile karşı karşıya gelmişti. Ama o anda beklenmeyen bir olay meydana gelmiş ve füzesini ateşleyen Yunan pilotu uçağımızı düşürmüştü. Kıdemli pilot Yarbay Osman Çiçekli son anda fırlatma sistemi ile kurtulmuş ama ikinci pilot Nail Erdoğan, maalesef şehit olmuştu. Barış şartlarında füzesini ateşleyen kalleş, hain ve katil Yunan pilot Thonos Grivas, ülkesinde kahraman muamelesi görmüş, uçağına Türk uçağını düşürdüğüne dair bir sembol kazınmıştı. Şehit pilotumuzun kanını yerde, bedenini denizde bırakmıştık. Olayın uluslararası bir hukuk ihlali olduğu ve kasıt unsuru bulunduğunu ispat etmek için aile hâlâ çırpınıyor.
Kıbrıs'ın satışa çıkarılmasına emperyalist merkezler karar verince, o yıllarda birdenbire ulusal(!) televizyonlar strateji(!) programlarına ilgi duyar oldu... İsak Alaton, emekli bir asker ile birlikte NTV'de Kıbrıs konusunu ele aldı. Çıkardıkları müthiş sonuç şuydu: "Kıbrıs'ın stratejik önemi abartılıyor!" Virüs daha o yıllarda sessizce şırınga edilmişti... Kuluçka devresi tamamlandı! Hastalık bugünlerde iyice vücuda yayıldı! Sayın Kışlalı soruyu patlattı: "Soner Albayım, Kıbrıs'ın stratejik önemi yok mu?" Hiç düşünmeden cevap verdim: "Kıbrıs'ın önemini algılayamayan bir kurmay subay adayı Akademi'den mezun olamaz!" Ertesi gün basın özetlerini okurken takıldığım bir yazı göz bebeklerimi büyüttü. Duayen gazeteci Kışlalı şöyle yazmıştı: Bir denizci kardeşim bana, "Kıbrıs'ın stratejik önemi yoktur!" diyenin Akademi'den mezun olamayacağını söyledi..." Ancak Avrupa Birliği üyelik hayalinin de narkoz etkisiyle akıl tutulması yaşayan Türkiye, kendi geleceği olan Kıbrıs'ı altın tepsi içinde ezeli ve ebedi rakiplerine ikram etti...
Astığımız Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu 1955 yılında ne demiş: "Savaşta Türkiye ancak güney limanları yolu ile beslenebilir. Kıbrıs adasına hakim olacak kuvvet aynı zamanda Ege denizinde adalara da sahip olursa, Türkiye gerçek bir kuşatma altına girer. Hiçbir ülke tüm güvenliğinin dost dahi olsa başka bir devlete dayanmasına razı olamaz!" İşte böyle! Geçmişte içte çekişsek, birbirimizi boğazlasak bile dışa karşı iktidarı ile muhalefeti ile milli bir duruş sergilemişiz! NATO/AB süreci bütün ulusal reflekslerimizi felç etti! Aklımız karıştı. İşi öylesine abarttık ki başkalarının çıkarları için oradan oraya sürüklendik... "Uluslararası sorumluluklar" diye bir garabeti bu milletin başına bela ettik! Hâlâ milletin parasını Afganistan dağlarında çarçur ediyoruz! İngiltere Başbakanı McMillian 1955 yılında bakın neler söylemiş: "Kıbrıs adasını kim kontrol altında tutarsa, Türkiye'yi ve aynı zamanda Ortadoğu'ya giriş ve çıkışları denetler." Daha da geriye gidelim. Yıl 1879, İngiliz Başbakanı Benjamin Disraeli: "Kıbrıs Anadolu'nun anahtarıdır!"
Hayat Damarlarımız Kesilir Felç Oluruz Unutmayalım, Türkiye dış ticaretinin yüzde doksanını deniz yolu ile gerçekleştirmektedir... Bir kriz ve çatışma durumunda Ege kapanacaktır! Eğer Kıbrıs da elden çıkarsa, Antalya, Mersin, İskenderun limanları tehdit altında kalır! Türk ekonomisi 15 gün içinde felç olur! Sorun Kıbrıs Türklerinden daha çok Türkiye Türklerinin sorunudur... TBMM içindeki partiler az ya da çok Batı denetiminde olduğundan, Meclis dışındaki siyasi partiler ve demokratik kitle örgütlerine büyük görevler düşmektedir... Bu kesimler, mümkünse ses getiren münferit ya da ortak eylemlerle bu hayati sorunu Türk milletine mal etmelidir! Bakın "El Pepe" olarak tanınan Uruguay Devlet Başkanı Jose Majica ne diyor: "Esas gücün hükümette olduğunu sananlar yanılıyor, esas güç halkın kalbinde yatıyor. Bunu anlayabilmem koskoca bir hayata mal oldu!" Millete mal edilemeyen ulusal çıkarlar, kapalı kapılar ardında bazı kurnazlar tarafından sessizce çarçur edilir! Kıbrıs gibi haklı bir davayı savunamayanlar, Türkiye'yi asla savunamazlar!
Reklam