Firdevs

Firdevs
...Samaras, "Yunanistan'in istediği zaman MEB ilan edebileceğini" açıklıyordu. Aynı günlerde Yunanistan'ı ziyaret eden Fransa Cumhurbaşkanı Hollande'nin söyledikleri ise resmi tamamlıyordu: "Doğu Akdeniz'de doğalgaz yataklarının bulunması Yunanistan ve Avrupa için büyük bir fırsattır. Deniz hukukunun üstün çıkacağına inanıyorum. Fransa bu yataklardan Yunanistan ile birlikte istifade etmenin yollarını aramalıdır." Türkiye Batı bakış açısı ile "Bütün hak ve çıkarlarına doğrudan veya dolaylı yöntemlerle el koyulabilecek" bir ülke olarak görünmektedir. Hollande'nin açıklaması insaf ve izandan yoksundur. Doğu Akdeniz'de en uzun sahile sahip olan Türkiye'ye hiçbir hak tanınmazken, bu denize sınırı bile olmayan Fransa ve Yunanistan'ın doğalgaza sahip çıkma çabaları, ancak yağmacılıkla açıklanabilir. Ayrıca bu mesaj dolaylı olarak şunu da içemektedir: "Biz Yunanistan ile GKRY'yi bir ve bütün kabul ediyoruz." Türkiye, KKTC ile daha geniş bir alanda ve kurumsal olarak yakınlaşma için adımlar atmalı ve yöndeki utangaçlığından bir an önce vazgeçmelidir.
Türkiye açısından Doğu Akdeniz çok daha önemlidir. Akdeniz, gerginlik, kriz ve çatışma dönemlerinde Türkiye'yi dünyaya bağlayacak en önemli kapıdır. Çünkü olağan dışı dönemlerde Ege bilinen ve bilinmeyen engellerle dolu olacaktır. Emperyalist merkezlerin yaptıkları gizli stratejik çalışmalarda İskenderun Körfezi küresel düzeyde 10 önemli stratejik bölgeden birisi olarak gösterilmektedir. Batı için Doğu Akdeniz, vazgeçilmez önemdeki bir jeopolitik eksendir.
Türkiye jeopolitik dilini bir türlü öğrenmek istemiyor ama Doğu Akdeniz, küresel düzeydeki jeopolitik rekabetin odak noktalarından birisidir. Dünyanın enerji deposu olan Ortadoğu ve Kuzey Afrika'da en çabuk etki yaratabilecek bir konumdadır. Dünyadaki deniz ulaştırmasının en önemli düğüm noktası olan Süveyş kanalını denetlemektedir. Boru hatları ile bu denize akan enerji, gemiler vasıtası ile tüm dünyaya dağıtılmaktadır. Ayrıca deniz tabanında keşfedilen yeni enerji yatakları muazzam ekonomik fırsatlar yaratmaktadır. Bu denizin tam ortasında yer alan Kıbrıs Adası, ekonomik potansiyelinin yanı sıra jeopolitik rekabet açısından, elinde bulundurana büuük olanaklar sağlamaktadır. Çıkacak bir harpte bu adadan istifade edemeyen bir bölge ülkesi ağır bedeller öder. Özellikle Türk Deniz Kuvvetleri'nin harekât yeteneği önemli ölçüde kısıtlanır. Ada'daki kara birlikleri çok hassas bir konuma düşer
Doğu Akdeniz
Öncelikle bir konunun altını kalın kalemle çizmeliyiz. Türk Deniz Kuvvetleri'nin 40 amirali ile her rütbeden 400 seçkin subayının sahte belgelerle demir parmaklıkların ardına konulmasından hemen sonra rakiplerimiz emperyalist ülkelerin yardım ve yataklığı ile Doğu Akdeniz'deki doğal kaynakları yağmalamaya başladı. Türk milleti bu sürecin doğrudan ya da dolaylı sorumlularını hiçbir zaman sorgulamadı ama torunlarının bile hakkı olan başta doğalgaz olmak üzere muazzam ekonomik kaynaklardan mahrum kaldı. Şimdi olmayan parası ile enerji satın almak için onun bunun peşinde dolaşacak! Sahte Davalar Sürerken Doğu Akdeniz'de Neler Oldu? Şimdi sinirleriniz sağlamsa, sizlere "Camileri bombalayacaklardı; müze gemideki çocukları havaya uçuracaklardı; Hrant Dink'i öldürdüler!" masalları anlatılırken, Doğu Akdeniz'de neler olduğunu anlatmaya çalışalım: İsrail, ABD'nin ve çokuluslu dev enerji şirketlerinin desteği (Noble Energy) ile Akdeniz'deki Tamar ve Leviathan sahalarında 26 trilyon fit küplük dev doğalgaz yataklarını işletmeye başladı. İsrail 30 yıllık elektrik ihtiyacını şimdiden karşıladı bile! Ama daha da önemlisi enerji ihraç eden bir ülke oldu. 2013'ün ilk yarısından itibaren ihracata başladı! Artık enerjiyi bir silah gibi dış politika vasıtası olarak kullanıyor!
Uluslararası ilişkilerde maskeli balo oynayanlar, gerçeklerle yüzleşme cesareti olmayanlar, rakiplerinden çekinerek tribünlere seslenenler ülkelerinin zemin kaybetmesine neden olur. Devlet demek tehdidi gerçek boyutuyla değerlendirme yeteneği demektir. "Biliyoruz ama şu nedenlerle idare ediyoruz!" diyorsanız, her geçen gün aleyhinize işler.