"Aslında ne var biliyor musun, biz hatayı en başında yaptık. Seninle arkadaş olmayı denemeden daha derin şeyler yaşamaya çalıştık. Bu, bir kitaba ortasından başlamak gibi."
Zorla da olsa gülümsedim. Bana doğru elini uzattı.
"Ne dersin, giriş sayfasını açıp, okumaya baştan başlayalım mı?"
"Öyle bir gülüşü var ki; yaza çevirir kışları, papatyadan taç giyer iklimim...
Öyle bir gülüşü var ki; görünce gökkuşağında sekizinci renk çıkıyor.
Öyle bir gülüşü var ki; kahve gibi... Bir kez bakınca, hatırını ödemek için kırk yıl yanında olmayı istemek gibi..."
"Birdenbire bütün sesler yok oldu. Sanki biri beni tek vuruşla kapalı bir fanusun içine itmiş gibiydi. Her şey, herkes susmuştu. Tek bir kurşun sesi dünyadaki bütün sesleri alıp götürmüştü. Ama sesleri çalarken yanına aldığı biri daha vardı."
"Gece yarısı seni baloda bırakıp kaçmam gerekiyor mu?"
...
"Kaçsan bile bulurdum seni. Üstelik o aptal prens gibi elimde ayakkabıyla aramazdım. Lacivert gözlerine bakmam yeterli olurdu."