Adalet ve doğruluk dediğimiz, insanın karakterinde en çok değer verdiğimiz şeyler aslında insanın sosyal ihtiyaçlarından doğan koşulların yerine getirilmesinden başka bir şey değildir.

Düşüncelerimiz ve duygularımız ancak evrensel işlevselliklerini oturttuğumuzda kavranabilir hale gelir; güzel olanla karşılaştığımızda mutlu olmamızın nedeni güzelin evrensel olduğunu fark etmemiz, anlamamız ve hissetmemizdir. 
İnsan ruhunun verdiği tepkilerin nihai ve son olmadığını unutmamak gerekir; verilen her tepki kısmidir, kısa süreliğine geçerlidir, bir problemin nihai çözümü değildir. 
İnsanın amacı ruhsal hayatını belirler. Bu etkinlikler belirlenmeden, devam etmeden, sürekli var olan bir amaca doğru ayarlanıp yönetilmeden hiçbir insan düşünemez, hissedemez, hayal kuramaz.