Fatih*

Sevdiceğim , sevdim ve seveceğim kelimelerinin birleşimidir.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Birkaç büyük şahsiyetin biyografilerinden çarpıcı ve ilginç bilgiler vereceğim. Amerika’nın en renkli cumhurbaşkanı Roosevelt göğsünden vurulduğu halde, nutkunu yarıda bırakmamış, öğleden önceleri 5 dakikalık görüşme aralarında bile masasındaki kitaplardan birkaç satır okumayı ihmal etmemiştir. Okumaktan gözleri kör olan dahi olmaşerefini taşıyan Cemil Meriç’tir. İslam dünyasından da örneklerimiz yok değil. İbni Sina;”geceleri hep okumakla ve yazmakla meşgul oldum. Uyku bastıracak olsa bir bardak bir şeyler içerek uykumu açardım.” İbni Rüşd; Endülüslü büyük filozof kitap okumadan geçen sadece 2 gecesi olduğu söylenir; biri evlendiği,diğeri de babasının vefat ettiği gece. İbni Teymiye;kitap okumaya başlayacağı zaman saçlarını tavandaki bir çiviye bağlar,öylece kitap okurmuş. uykusu gelmemesi için. Yavuz Sultan Selim Han; o kadar çok okurmuş ki Mısır seferine giderken 3 katır yükü kitap götürdüğünü hepimiz biliriz. Hilmi Ziya Ülken okurken uyumamak için ayaklarını su dolu kovaya sokar da okurmuş.İmam-ı Malik tuvalette geçen zamanına bile acıdığı için 3 günde bir def-i hacet edecek şekilde az yermiş.
İsmail Saib Sencer Bugün Beyazıt Devlet Kütüphanesi olarak hizmet veren “Kütüphane-i Umumi Osmani”’de kütüphaneci ve idareci olarak 43 yıl hizmet etmiş, sıradışı hafızası ile tanınmış bir kimsedir. Kitap toplayıcılarının, araştırmacıların, ünlü şarkiyatcıların ve sahafların uzun seneler başdanışmanı olmuştur. "Ayaklı Kütüphane”, “Fihrist-i Ulûm”, “Canlı bir bibloğrafya” ve “Çağın cahızı” gibi sıfatlarla anılırdı.1873’de Erzurum’da dünyaya geldi. Arap Edebiyatı konusunda bir uzman olan İsmail Saib, Farsça, Fransızca, Almanca, İtalyanca, Latince de bilirdi. Bilgisini arttırmak amacıyla Tıp, Eczacılık ve Hukuk eğitimi almıştı.Kütüphanedeki görevinin yanı sıra çeşitli medreselerde Arap edebiyatı ve Arapça öğreten İsmail Saip Efendi, 1921’de İstanbul Darülfünunu Edebiyat Medresesi Edebiyat-ı Arabiyye (Arap Edebiyatı) derslerine müderris olarak atandı. Bu görevi Şapka Kanunu’nun çıktığı 1925’e kadar sürdürdü. Kanunun çıkmasından sonra prensiplerinden ödün vermemek adına derslerine son verdi ve Beyazıt Kütüphanesi’ne çekildi.Eski müelliflerin yazılarını tanımada, yazma eserlerin bozuk bölümlerini okumada, gördüğü bir yazının hangi yüzyıla ve hatta hangi hattata ait olduğunu tahmin etmede üstün bir kabiliyeti vardı.Bu özellikleri ile araştırmacılara çok büyük yardımı dokunuyordu. Çeşitli konularda geniş bir bilgi birikimi olmasına rağmen hayatı boyunca eser vermek yerine araştırmacı ve okuyuculara yol göstermeyi tercih etti. Ne var ki bazı eserlerin onun tarafından dikte ettiği rivayet edilir. Bu eserler arasında İsmail Hakkı Uzunçarşılı'nın "Osmanlı Tarihi" ve Bursalı Mehmet Tahir Bey'in üç ciltlik "Osmanlı Müellifleri" vardır. Kitapları farelerden korumak için kütüpahnede çok sayıda kedi beslemesi ve kedilere düşkünlüğü ile tanınırdı.1939 yılında kütüphanedeki görevinden
Japonya Hükümeti, 3 yıl önce Hokkaido'da bulunan tren durağını kapatma kararı aldı; fakat o treni kullanan ve okuluna giden bir öğrenci için, tren günde iki kere durağa uğruyor. İlkinde öğrenciyi okula götürmek için ikincisinde de okuldan alıp evine götürmek için. Bir öğrenci için 3 yıl çalışan tren, bu sene öğrenci mezun olunca kapatılacak...