"Kitap aidiyet kavramı üzerinde durmakla birlikte, bu kavramın anlamını kişilere ve mekanlara yüklemekten ziyade, acılarımızı kabul edebilmeyi ve düşmemize rağmen tekrar ayağa kalkabilmeyi anlatıyor. Kendi içsel döngümüzü tamamlayamadığımız sürece, kişilere ve mekanlara yüklediğimiz anlamlar beraberinde daha büyük acılar getirecektir. Kitabın bence en can alıcı noktası, bu hayat yolculuğunu gerçek bir yolculuk üzerinden aktarırken yaşananları adeta ruhsal bir kazıya dönüştürmüş olması. Ölmek için çıkılan bir yolun, yaşamak için ikna edici ve anlamlı bir yürüyüşe dönüşmesi; karakterin 'varış noktası' dediği bitişin, yol veya yürüyüş nereye olursa olsun kendi içimize, yani gerçek 'ev'imize varmakla sonlanması, bu yorucu arayışın en anlamlı sonu.