Fatma Yıldız

Baba… Zavallı babam… Afet beni… Zehra, birkaç gün sonra Anadolu’daki mektebine döndü. Muallimin artık bir eksiği kalmamıştı. Acımayı öğrenmişti.
Dertleşecek kimsem yoktu. Mürşit Efendi
Onlara Karun’un servetini bulup getirsem memnun olmazlar ki…
Etrafımdaki yangından kaçmak için kendimi rastgele bir eve atmıştım. Fakat asıl yangın beni orada yakaladı. Kendi elimle kapadığım kapının arkasında yandım. Hem ne ümitsiz ve çaresiz bir yanış.
Bana “onları bu kadar iyi anladığın halde niçin ve nasıl tahammül ettin?” diye bir sual sorsalar cevabım şu olur: Sersemlemiştim. İradem bir nevi felce uğramıştı. Kat’î hükmü bir türlü veremiyordum.