Bence seride en samimi hissettiren kitap buydu. Birbirlerini tanıma fırsatları olduğu içindi bence. Favori erkek karakterim Theo hâlâ ama Verakko da çok tatlıydı. Artık uzaylı erkeklerimiz insanlarla ilgili az da olsa bir şeyler biliyoruz. Lily'de bir uzaylıya karşı yabancı hissetmedi bence kendini. Çabuk ayak uydurdu evrene. Öyle ki ormanda hayatta kalmayı Verakko'ya öğrettik, ateş yakmayı falan dkdjdk İnsan olan Verakko gibi hissettirdi Yolculuk boyunca hem ruh eşini buluyor hem gerçekler arasında sıkışıp kalıyoruz. Ama her şeye rağmen kadından vazgeçmek söz konusu bile değil, ona kavuşmak için yollar arıyor. Lily'nin kabullenme süreci oldu. Bence ilişkileri hızlı ilerlese de sonraki kavuşma süreci sindirerek ilerliyor. O yüzden okumaktan keyif aldım. Serinin devam kitaplarını çok hızlı bir şekilde bekliyorum.
İlk yarısı akıyordu ama çift kavuşunca baydı. Ve yaşanan 1 kaos da beni tatmin etmedi. Diyalogları da tekrarlıyordu habire. Güzeldi ama çok da bayılmadım.
Biraz kendime gelmek için yine Rina'ya kaçtım ama bu sefer hiç olmadı... Biraz yorumlara da baktım çoğu rinanın en farklı kurgusu demiş? Log'un çakması gibi olmuş. O seri çok çekiciydi ama bundan öyle bir şey de alamadım. Korkunç başladı (t*cavüz olaylarını saymıyorum bile artık mimiksiz okuyorum çünkü rina bunu hep fantaziye çeviriyor ve bu fantazi olayları neredeyse her kitabında olduğu için gözümü devirmekten başka bişey yapamıyorum.) Bu kitapta sevdiğim tek şey kızın bir yerden sonra adamı yönetmesi. şu anlamda. Sen benimsin ya benim için savaş ya da yolumdan çekil kafasında koyduğu sınırdı. hoşuma gitti. Onun dışında çok sevdiğim bisey olmadı.İkinci kitabı okur muyum bilmiyorum ama Marcus ve Preston'u merak ediyorum.