Belki de kitabın geçtiği dönemin normalize edilmiş gelenekleriyle alakalıdır ama ben güzel ahlaklı ve terbiyeli rolü yüklenen Rakım efendiyi açıkçası Yozefino ile aralarında kitap boyu sır olarak saklamayı başardıkları yasak ilişki sebebiyle pek ikiyüzlü ve sahte buldum. Buna karşılık kendisine miras kalan parayı savurganca tüketip sonrasında çalışarak akıllanan Felatun Beyi ise daha samimi buldum. Fakat romanda tam zıttı bir taraf tutma vardı. Bu yönüyle özellikle Rakım efendi’yi herkes pek iyi pek akıllı, ahlaklı bilirken onun çok aşık olduğu Canan’ı, Yozefino ile kurduğu ne olduklarını anlayamadığım ilişkileri yüzünden aldatması kitapta hiç üzerinde durulmamış, eleştirilmemiş. Üstelik son satırda Canan’ ın hamile olduğu esnada Yozefino’ nun Rakım’a bir erkek evlat vermesi ile ‘çifte katlanan mutluluk’ gibi bir sonsuza dek mutlu yaşadılar çıkarımı verilmiş. Herkes mutlu sondan bahsetmiş ama ben buna da bir anlam veremedim açıkçası. Üstelik Felatun Bey karakterinin hayatına, ailesine dair yeterli düzeyde gelişmelerin verilmemesi ana karakteri Rakım Efendi yapmış. Olumlu bir eleştiri ise; yazarın okur ile sohbet havasındaki anlatımı sanki okumuyor da dinliyormuşuz gibi tatlı bir hava katmış. Basit, sade, anlaşılır ve akıcı bir hikaye olmuş. O dönemin kültürel, çok çeşitli yaşantısına bir ayna tutmuş.