O, birdir diyorsun. Sen kimsin? Sen altı binden daha fazlasın! Sen bir ol! Yoksa onun birliğinden sana ne? Sen yüz bin zerresin ki, her zerrende bir heves, her zerrende bir hayal taşıyorsun. Niyetiyle gönülden, aklı ile tam içten bağlılık gösteren cennete girer. Bunu yapabildi ise cennete girer, yolundaki vaade hacet yoktur. Bunu yapabildi ise cennetin tam kendisidir o.
Derler ki: Ayak yolunda Tanrı adını söylemek gerekmez. Yavaş da olsa Kur'an okumak yaraşmaz. Ama bugün kendimden ayıramadığım içimdeki pislikleri ne yapayım?
İçimde bir müjde var, pek acayibime geliyor! Bu kimseler ki o müjdeyi almadan sevinç içindedirler, her birinin başına altın taç giydirseler bile gerektir ki razı olmasınlar. Biz bunu ne yapacağız? desinler. Bize o iç aydınlığı, gönül sefası gerektir. Keşke her neyimiz varsa hepsini alsalardı da ancak hakikatte bizim olanı bize verselerdi, desinler.
Adamın biri toprağı kazıyordu, başka biri geldi, bu sağlam toprağı niçin harap ediyorsun diye çıkıştı. O yapmakla yıkmak ne demek olduğunu bilmiyordu. Toprağı harap etmesen, yüzünü gözünü yırtmazsan o zaman harap olur. O yırtıp kazmak toprak için bayındırlıktır. Yoksa ekin bitmez.