46 raporumun hiçbir işe yaramadığı o korkunç dakikalarda yapmam gereken en doğru şeyi yapıyor, kaçıyordum.
“Arif sakın ölme. Aç oğlum gözlerini aaaç! (bağırarak)”
Ve maalesef korktuğum başıma geldi!
“Araban nerede ağabey?”
“Geldiğimde park yeri bulamayınca bir üst sokağa park ettim.”
“Allah’a emanet ol abi.”
“Sen de kardeşim...”
Neredeyse patlıyordum.
PATLAMADIM...
Sokağın köşesini döner dönmez arkama bile bakmadan ceketimin cebine koyduğum euro dolu zarfla koşar adımlarla ana caddeye çıkıp bir taksi tuttum.
“Ne tarafa başkan?” diye soran taksici yakın gelecekte başkan olacağımı biliyor gibiydi. Yanıtladım.
“Bakırköy İstanbul Caddesi Capacity Avm...”
Benim özel uçaklarla Türkiye’nin şehirlerini dolaştığım yıllarda Acun Ilıcalı henüz “Var Mısın Yok Musun?” adlı yarışma programına sunuculuk yapıyor ve seyahatlerini normal tarifeli uçaklar ile gerçekleştiriyordu...
SAHTE VALİ (İbrahim KÜÇÜKKEÇECİ)
Kendisini efendi olması için uyarmama ve tek bir kötü söz etmemiş olmama rağmen, son model olduğu belli olan BMW X6 marka ve model beyaz renkli aracın içerisindeki bu haddini bilmez adamın kelime cambazlığı ile yaptığı saygısızlıklar haddini aşıyor ve unutamayacağı iyi bir ders alması gerekiyordu.
VERDİM...
Karşımdaki davar olduğunu düşündüğüm bu şahsı aracından indirme zahmetinde bile bulunmadan, arabanın camından içeri doğru kendisi üzerinde yaklaşık bir dakikalık bir antrenman yaptım. Kazanın en başında ben henüz yerde yatıyorken dilemesi gereken tek bir kuru özrü, bu zaman içerisinde kaç kez dilediğinin sayısını maalesef sayamadığım ve hatırlayamadığım için şu an aktaramıyorum.