Sabahattin Ali'nin ; Sevgili Nişanlım Aliye, şeklinde başlayan en resmi mektubu sonralarda yerini duygularını samimi ve hasretle ifade eden mektuplara bırakmış. Benim gibi bir günde bitirmemenizi tavsiye ederim, sonrasında bu kadar çabuk bitirdiğiniz için kendinize kızabilirsiniz. İlk mektuplarda nişanlısına olan aşkını olabilecek en nahif şekilde ifade eden genç Sabahattin Ali'yi hayranlık duyarak tanıyoruz, ben en çok bu mektupları okurken zevk aldım. Sonraki mektuplarda başındaki tüm dertlere rağmen ailesine umut aşılamaya çalışan düşünceli bir eş ve baba olan Sabahattin Ali'yi tanıyoruz. Başından sonuna tebessümle okudum ve sürekli mektuplaşmanın günümüzde değerinin kalmadığını hatırlayıp çok üzüldüm.
Bana; eskiden insanların birbirlerine günümüzdeki kadar kolay ulaşamadıkları için daha çok özlem duyarak, birbirlerini daha çok hayal ettiklerini, sevdiklerinden gelecek mektubu belki yanında göndereceği bir fotoğrafını beklerken bunun heyecanını, hasretini uzun uzadıya yaşayacak zamanlarının olduğunu ve sevgiyi günümüzdeki kadar kolay tüketmediklerini düşündürdü. Hayatımız giderek kolaylaşıyor ama aynı zamanda yaşantımız ve duygularımız basitleşiyor sanki.