1000Kitap Logosu
Nuri
Nuri
Nuri
TAKİP ET
Nuri
@Feza28
Haydi, ne duruyorsunuz! Gülün, sevinin, hayat kadar tatlı şey var mı? “Özgür mü diyorsun kendine? Sana hükmeden düşünceni duymak isterim, bir boyunduruktan kaçıp kurtulduğunu değil!” Nietzsche.
Erkek
656 okur puanı
24 Ağu 2017 tarihinde katıldı.
ŞU ANDA OKUDUĞU KİTAP
248
Kitap
22
İnceleme
1.805
Alıntı
159
İleti
Tanıdığın kimse takip etmiyor
Ortak okuduğunuz kitap bulunmuyor
Nuri
Doktor Ox'un Deneyi'yi inceledi.
96 syf.
·
1 günde
·
10/10 puan
Kitap okuduktan sonra yazar hakkında kısa bir araştırma yaptım.Dünya üzerinde en çok dile çevrilen ikinci yazar UNESCO tarafından. Yazarın diğer kitapları aya yolculuk 80 günde devri alem deniz altında 20.000 fersah En bilinenleri Yazarın coğrafyaya olan özel bir ilgisi vardır. çoğu kitaplarında coğrafya konusunu ele alır. Buna ek olarak tiyatroya da ilgi duyuyor. Hatta babası tarafından hukuk öğrenmesi için gittiği Paris’te tiyatroya olan ilgisinden dolayı babası maddi yardımı kesmiştir. Paris kütüphanenin de çoğunlukla jeoloji, mühendislik ve astronomi kitapları okudu. Tiyatroyu o kadar sevmiş ki bu kitapta da tiyatroya uzun bir bölüm ayırıyor. - [ ] Gelelim kitabımıza. Kitabımız hayali bir kasabada geçiyor.Kasaba halkı sakin, mutlu, huzurlu bir yaşam sürüyor. Hatta o kadar sakinler ki Sulh ve ceza mahkemeleri iş yapmıyor. Kolluk kuvvetlerini işten çıkarmayı düşünüyorlar. 300 yıldır ne bir yumruk ne de bir Tokat’ın atılmadığı bir şehir. Kasabaya gelen Doktor Ox bunu değiştirmek istiyor. Bir şehrin ışıklandırması için tüm kente buralar düşüyor.Ama asıl amacı şehre özel bir hava vererek insanları mutsuz ve sinirli bir hale getirmek.Öyle de oluyor. Kitabın son cümlesinde ; Erdem, cesaret, yetenek, zeka, hayal gücü gibi tüm nitelik ve özellikler yalnızca bir ofisten soruna bağlı olabilir miydi? diyor. “Bir milleti yok etmek isterseniz askerî istilâya lüzum yoktur. Ona tarihini unutturmak, dilini bozmak, dininden soğutmak ve dolayısıyla mânevî değerlerini, ahlâkını soysuzlaştırmak kâfîdir.” - Peyami Safa/ Eğitim Gençlik Üniversite Bu kitapta toplumu yok etmek istiyor mu Doktor Ox bilmem ama halkı kobal olarak kullanmak ne kadar mantıklı özellikle halkın haberi yoksa bu durumdan. Bilim bazen yanlış kişilerin eline geçince ne kadar zararlı bir şey oluyor bunu anlatıyor kitap. Bilim kurgu seven herkesin okuması gerektiğini düşünüyorum. Keyifli okumalar :)
Doktor Ox'un Deneyi
7.3/10
· 9,3bin okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
9
Nuri
Teneke'yi inceledi.
158 syf.
·
7 günde
·
Beğendi
·
10/10 puan
Yaşar Kemal’in birçok kitabı güncelliğini koruyor. Kitabı okuduğunuzda yazarın az çok düşüncelerini, duygularını ve karakterini anlıyorsunuz. Bu kitapta genç bir kaymakamın usülsüz şartlarda çeltik ekmeye çalışan ağalarla mücadelesi anlatılıyor. Çukurova köylülerinin çektiği sıkıntıları yaşadığı zorlukları anlatmıştır. Bu kitap gibi sayısız eser vardır ama belki bizim insanımızın bizim sıkıntılarımızı, dertlerimizi anlatması gerçekten çok güzel bir olaydır. Dünyada iki sınıf vardır; işçi sınıfı, patron sınıfı. Burada işçiler köylü, patron ise çeltik ağalarıdır. Devlet çoğu işlerde patronların, ağaların arkasında durmuştur. Devletin işbirliği hep olmuştur. Ağaların bol kazanç için hiçe saydığı hayatlara bile göz yumulmuştur. -Yaşar Kemal bu sefer ağalık düzenini eleştiriyor. Yanına genç dirayetli ,azimli bir kaymakam olarak. Anadolu halkının ezilişi, çektiği sıkıntılar, usulsüz devlet işleri, hastalıklar, dalavereler, dolandırıcılıklar, insan karalama , rüşvetler, tehtitler ne ararsanız var hemen hemen kitapta. Tabi ki üstadın tatlı ve hoş anlatımı var. Okurken sıkılmadan sayfaları çeviriyorsunuz. -Yaşar Kemal karakterlerine derin anlamlar yüklüyor. Okurken kapılıp gidiyorsunuz ve karakterleri seviyorsunuz. Kaymakam Fikret, Resul efendi özellikle Zeyno ana. Öyle güzel anlatmışki Çukurova ağızıyla sevmemek imkansız. -Ağaların doymak bilmeyen istekleri daha nasıl anlatılır ki? Uygun çalışma ortamı kurmak varken ağalar daha bol kazanç için uygun olmayan çalışma ortamı kurmak istiyor. Bu yüzden de sıtma hastalığı oluyor ve siz hakkınızı savunursanız gominist olursunuz. Oysa gominist kelimesinin anlamını bile bilmiyorsunuz. Ama size kötü bir anlamı olduğu sezdirilmiştir. -Bu ağalar köylüyü hep yalan söyleyerek kandırırlar. Kafalarını başka şeylerle doldururlar ki hakkını savunacak bir ortam olmasın. Kaymakamın rüşvet aldığını söylerler, geceleri alemlere akıyor derler. Ayrıca tiyatroya uyarlanmıştır. Yasak getirilse de daha sonra ödül de almıştır. Okuduğum bu Yaşar Kemal kitabı, diğerlerinin hala tadı damağımda. Bu kitabı okuyun okutturun içinizdeki mücadeleci ruhu dürtün. Son söz olarak Zeyno Ana karakterini gerçekten çok beğendim. Gorki’nin ana karakterini andırıyor. Son kitap alıntım da bu olsun: “Mücadele efendim. Yılmamak gerek. Mücadele... Sonuna kadar.”
Teneke
8.6/10
· 5,6bin okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
2
17
Nuri
Yevgeni Onegin'i inceledi.
384 syf.
·
3 günde
·
Puan vermedi
Bu kitap Puşkin’in 8 yılda yazdığı, dönemin Rus halkını anlatan, karakterlere farklı duygular yükleyip onları unutulmaz bir kişi olarak belleğimize kazıyan o zamanın en önemli çalışmalarından birisidir. Bu eser hakkında söylenecek, konuşulacak çok şey var. Nerden başlasam bilemiyorum. Puşkin karakterlerini, duyguların ulaşılmaz doruklarına çıkarmış. Okurken kendimi dönemin Rusya’sında hissetmedim değil. Bu kadar gerçekçi anlatımı yakalamak Puşkin’e yakışır zaten. Dediğim gibi romandaki karakterler Rus halkı. Biraz kendisini biraz arkadaşlarını,çevresindeki insanları çok başarılı bir şekilde özümsemiştir. Kitapta 4 karakter var. Onegin, Tatyana, Lenski ve Olga. Ama genelde Onegin ve Tatyana karakterleri üzerinden anlatılan bir serüven. Onegin amcaasından kalan miras için şehir hayatını bırakıp köye yerleşmesiyle etkileyici olaylar başlar. Onegin şehir hayatından sıkılmış balo, eğlence, parti gibi aktivitelerden biraz sıkılmış olacak ki köye yerleşmeye karar verir. Yerleşir yerleşmesine ama hayatın acı bir gerçeği bu dört insanın ortak acıları olur. Bu acı gerçek aşktır. Aşk niye acı olsun diyeceksiniz tabi ki. Burada ölen, kavuşamayan, hayal kırıklığına uğrayan, acı çeken, zarar gören bir aşk serüveni anlatılıyor. Bu yüzden aşka acı diyorum. Hayat bu sen birini seversin, o biri de bir başkasını, bir başkası da bir başkasını. Tatyana Onegin’i seviyor, Onegin Olga’yı, Olga Lenski’yi (Olga şiirlerini seviyor) Tatyana Onegin’i gördüğü andan beri unutamaz ve Onegin’e sevdiğini anlatan bir mektup yazar. Tatyana’ya bak bee ruhunun bütün itiraflarını, masum bir sevmenin iç dökmelerini anlattı, en içten duygularıyla. O mektubu Onegine değil de bir başkasına yazsaydı kendine belki çok iyi bir yoldaş, hayat arkadaşı bulabilirdi. (Bana böyle birisi mektup yazsa kaçırmam yani :) ) Onegin’in mektuba cevabı; Ben mutluluk için yaratılmadım Mutluluğa yalancı ruhun benim Bensizi ne kadar seversem seveyim Evlilik ıstırap olacaktır bizim için Şu mektuba cevaben verdiğin sözler beni sinirlendirmedi değil. Sorun burada Onegin’in içindeki kendiyle ilgili sorunudur. Tatyana bu arada sararıyor, günler geçtikçe soluyor. Bu durumu Tatyananın belli oluyor. Onegin ve Lenski OLGA mevzusu için düello eder. Onegin lenski’yi vurur ve yakalanmamak için şehire kaçar. (Olaylar olaylar). Burdan sonra kitap biraz rutin ilerler. Aradan bir zaman geçer Tatyana evlenmiştir. Oneginle tekrar yolları kesişir. Bu sefer Onegin Tatyanaya aşık olur. Ama bu aşk biraz kalben değilde mevkiye duyulan bir aşktır. Hem Tatyana biliyor Oneginin içinde sevme gücünün olmadığını bu yüzden peşinden gitse hayal kırıklığı yaşayacağını biliyor. Bu sefer aşkına karşılık alamayan Onegin olur. Tatyana sevmesine karşın evli olduğu için kocasının hayatını mahvetmek istemez. Kadın diye Tatyanaya derler. Tebrik ettim. Burada Tatyananın kişiliğini anladım. Kitabın sonunada geldik. Puşkin bu eseriyle bir çok Rus yazara öncülük etmiştir. Aşk, metanet, hırs vs. farklı duyguları tattım kitapta. Genel olarak Oneginin aşka karşı tutumunu anlatsada kitap ben Tatyananın iradeli yaşantısını daha baskın gördüm. Etkinlik sayesinde okuduğum bir kitaptı. Herkese keyifli okumalar.
Yevgeni Onegin
8.5/10
· 456 okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
2
20
Nuri
Dönüşüm'ü inceledi.
104 syf.
·
2 günde
·
Puan vermedi
Eğer okuduğumuz bir kitap bizi kafamıza vuran bir darbe gibi sarsmıyorsa, niye okumaya zahmet edelim ki? Franz Kafka Kitabı bitirdikten sonra kafamda onlarca soru belirdi. -Kafka neden böyle bir hikaye yazma ihtiyacı hissetmiştir? -Bir toplumda insanın başına gelebilecek en kötü şey nedir? -Toplumun dayattığı kalıpların dışına çıkarsak ne olur? -Farklı kişilikteki insanlar toplum tarafından neden toplumdan soyutlaştırılır? Ve daha bir sürü darbe yedim kitaptan. Kısaca anlatırsak Kafka böcek metaforu üzerinden toplumun hoşgörüsüzlüğünü, bencilliğini, sevgisizliğini anlatır. İnsan hayatının belli zamanlarında aşağılanmış ve hor görülmüş olabilir. (video) Onların istediği gibi birisi olamadığımız için bu durumda bizlere saygıları da kalmıyor olacaktır. Ailen eve para getirmediğin için seni aşağılayabilir. Bir böcek gibi eve alırlar genelde. Sen onların gözünde belki böcekten daha beter durumdasındır. Farklı kişilikte birisindir ama “bu duruma banane” diyen bir aile ve çevrede yetişmişsindir. Bir zaman sonra sana tahammül edemezler zaten. Sabah kalktın ya işe gideceksin ya gideceksin evde öylece yatamazsın. Kalkıp sistemin bir kölesi olacaksın. Bunun kibarca söylenişi “ Kalkar mısın kardeşim sürüye katılır mısın?” Toplumun baskıcı bir yapısı vardır. Bunlar belli zamanlarda yenilenir. Eğer toplumun bu baskıcı yapısına baş kaldırırsan hapise de düşersin, sürgünde de yaşarsın, işkence de görürsün. Bizler daha doğmadan varedilen bu sisteme karşı çıktığımız zaman toplumun bize karşı alıdığı tutumu görmemek saçmalık olur. Kafka bu eserinde bunu çok güzel metaforlarla dile getirmiştir. Kafka bu hikayeyi çevrelerindekilerin ona karşı tutumundan dolayı yazmıştır. Farklı olduğu için yalnızlaştırılan, hor görülen, aşağılanan bir yazardı kendisi. Kafka gibi birisini böyle bitiremezsiniz. Çoğu insanların dert ettiği kavramları çok güzel bir şekilde anlatmıştır. Kafka sevgisiz, hoşgörüsüz bir toplum daha nasıl anlatılır ki? Okuyan her insanın kendine sorular soracağına ve cevaplar arayacağına eminim keyifli okumalar..
Dönüşüm
8.1/10
· 140,2bin okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
2
20
Nuri
Ağacın Çürüğü'ü inceledi.
291 syf.
·
12 günde
·
Beğendi
·
10/10 puan
Sevgili 1000kitap.com/mazkap arkadaşım bu kitap hakkında gerekli bir inceleme yazmış. Yaşam , doğa , sanat , insanlık, kadın, ve Yaşar Kemal’in bu kavramlara ve hayata bakış açısını bu kıtapta bulabilirsiniz .Bende kendi düşüncelerimi yzmak istiyorum. Ülkede okumayanlardan değil okuyan cahillerden korkacaksın.Yaşar Kemal bu konuya oldukça değinmiş yazılarında.Kitap Yaşar Kemal’in gazete ve dergilerdeki yazılarından oluşuyor.Yazdığı her yazı okuyucu kitleye sert bir balyoz gibi iniyor.Yazıları oldukça düşündürücü. Okurken”Ben neden bunu hiç düşünmedim.” dedim çoğu yerde. İnsanların kardeşçesine, kimsenin kimseyi soymadan yaşaması, kimsenin kimseyi tutsak etmemesi ve öldürmemesi için yaşamış ve bunun savaşını vermiş birisidir Yaşar Kemal. Halkın yoksulluğunu gören ve kitaplarında halkın dertlerini anlatan, yazılarında onlara merhem olmaya çalışan büyük bir yazardır. Onun kitaplarını okurken ister istemez düşünmek zorundasınız. Varedilen bu sistemi eleştirirlken basıyor en sert tekmeyi. Gerek aydınlara, gerek siyasetçilere lafını esirgemiyor. “Bir milletin aydınlarıyla halkı el ele verirlerse varacakları amacıda bilirlerse, onların önünde durabilecek hiçbir şey yoktur.” Aynen öyle. Peki kim bu aydınlar? Bu aydınlar halkı daha iyiye, daha yükseğe ulaştırmak için çabalayan insanlardır. Daha güzel bir yaşam statüsü oluşturmak isteyenlerdir. Sömürücülük düzenini de eleştirmiştir. “Sömürücülük düzeninin başımıza gelen bütün belaların yalnız ve tek sorumlusu olduğunu millete anlattığımız gün iş bitmiş demektir.” “İnsan soyunun düştüğü en alçakça yer,yoksulluk. En zalim iş sömürgenliktir...” İşçilere,köylülere,emekçilere oldu olası önem vermiştir.Hep onların yanında olmuştur. Bütün yazılarını beğendim. Birkaç yazısını daha çok beğendim. Bu beğendiğim yazılar,”Türkiyede yaşıyorsan okumalısın bunu kardeşim.” dediğim yazılardı. Bir yazarın eserlerini okurken o yazarın varsa hayata bakış açısını anlatan yazıları mutlaka okumalıyız. Bu kitapta Yaşar Kemal’in hayata bakışını bulabilirsiniz. Eserlerini nasıl yazdığını, o eserleri neleri düşünerek yazdığını anlatıyor. Yaşar Kemal okuyucularının mutlaka okuması gereken bir kitap. Kendisini bu kitabı okuduktan sonra daha da çok seveceksiniz. Başucu kitaplarından birisidir artık. Yaşar Kemal okumanın yaşı yoktur. Bu yazılar, yetişkin her bireyin anlayacağı sadelikte yazılardır.
Ağacın Çürüğü
OKUYACAKLARIMA EKLE
4
34
Nuri
Yeşil Mürekkep'i inceledi.
408 syf.
·
3 günde
·
Beğendi
·
10/10 puan
Bir okumak var bir de okuduğunu hissetmek kitaba kendini kaptırmak. Bu kitap tam da böyle. Sabahattin Ali aydın bir yazar, ileri görüşlü bir yazar. Fakat düşünce suçundan çok kez mahkemelik oldu. Neydi bu düşünce suçu? İnsanların hakları sömürülmeden, eşit biçimde, barış içinde mutlu bir yaşam sürmelerini düşlemek mi? Ülkenin daha iyi bir konumda olmasını istemek mi? Bu memlekette yapılan her işin üç-beş kişinin çıkarına değilde bu topraklarını dolduran milyonların yararına olmasını istemek mi düşünce suçu? Sabahattin Ali aydın bir yazar olduğu için bunların başına gelebileceğini biliyordu. Muhteşem bir hayat yaşamıştı ve muhteşem de eserler bırakmıştı geriye. Zamanında çıkardığı marko paşa o zamanda en çok satanların başındaydı. Hikayeleri,şiirleri,romanları ve yazdığı ne varsa hepsini sevmişti insanları gayet olumlu yorumlar almıştı memleketin aydınlarından da, ezilen sınıflara mensup insanlarından da . Onu sevmeyenler konuşmasını ve yazmasını istemeyenler ülkesini tahakküm altında yönetenlerdi. Sabahattin Ali aşık olmayı severdi. Biraz şıpsevdi bir adamdı. Sempatik bir kişiliğie sahipti. Her zaman temiz ve bakımlı kıyafetleri ağzından düşürmediği piposu ve yeşil mürekkepli dolma kalemiyle, gayet has bir genç Entelektüel görüntüsü çiziyordu. Hapishaneler atılmıştı Sabahattin Ali. Umudun düşmanları tarafından Sinoptayken Duvar hikayesinde “ Bir mahbusu dünyayla hiç alakası olmayan bir zindana kapatmak ona en büyük iyiliği yapmaktır.” diyordu. Hapishaneşerde olmasına rağmen yazmaya devam etti. Nazım Hikmetlede mektuplaşıyordu. Eşi Aliyeyle tanıştı. Bir mektubunda ona “ Sen sevginle beni dünyada erişilebilecek saadetlerin en büyüğüne eriştirdin.” diyordu. Çok duygu yüklüydü Sabahattin Ali. Duygularını her zaman belirtirdi.”Hayalini kurduğu dünyada insanlar nasıl yaşasın istiyorsa keni ailesi içinde öyle bir düzen kurmak istiyordu genç adam.” Dünyayı yaşanılmaz hale getiren insandır. İyilikte kötülükte insanın kendi eseridir. Sabahattin Ali hikayelerinde romanlarında insanı anlamaya çalışmıştır. Bu yüzden Sabahattin Ali her devrin adamıdır. Kürk Mantolu Madonnanın üzerinde çalıştığı zamanlarda ne üzerine çalışıyorsun diye sorduklarında “ insanın derinliği “ diyordu . Sabahattin Ali bu romana Almanya’da aşık olduğu genç hanımın adını vermiş bir anlamda anısını ölümsüzleştirmiştir. Hikayeleri,şiirleri ve romanları üzerine çalışmak çok hoşuna gidiyordu. Nazıma’a bir mektubunda şöyle dedi: “ Şu an inan ki, senin dostun olmakla değil. Sadece aynı devirde yaşamış olmakla övünüyorum.” Sabahattin Ali’ye kimse cevap yetiştiremiyordu. İsmail Hakkı “ İyi ki şu Nazım var Sabahattin’i bir tek o susturabiliyor.” demişti muzip bir ifadeyle. Dünya yüzünde sürüp giden haksızlıklara, nereden gelirse gelsin dur denilmesi gerekiyordu. Sabahattin Ali bu haksızlıklara karşı her zaman karşı olmuştur. Sabahattin Ali her zaman dünyayı ve ülkesini iyi görmek isterdi. Yapılmakta olan yanlışları değiştirmeye gücü yetmiyorsa bu görevini en azından eleştirel olarak gerçekleştirirdi. Sırça Köşk’te birkaç uyanığın bir yerleşimde yönetimi nasıl ele geçirdiklerini, sonra insanların varlıklarını nasıl tüketip bitirdiklerini anlatmıştı. Bu yüzden yönetimdekiler tarafından kaldırılmak istendi. Halkı isyana teşvik ediyor gerekçesiyle. Susmak, susmayı kabullenmek, gerçekleri görüpte susarak bir hayat geçirmek onursuzluk olurdu. Bu yüzden lafını hiç esirgememiştir. Dili sapan gibiydi. Kalemi kılıç gibiydi. Çok severek okuduğum bir yazar Sabahattin Ali hikaye ve romanları ülkemizin o döneminde ve şimdi de çok sevilmektedir. Kitabı hiç sıkılmadan okudum. Sabahattin Aliyi incelemek bizim haddimize değil ama bende bıraktığı duygu ve düşünceleri yazmaya çalıştım. Bazı yerler kitaptan direk yazıldı ama olsun. Sabahattin Aliyi okuyun, okutturun. Keyifli okumalar.
Yeşil Mürekkep
8.9/10
· 2.947 okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
2
13
Nuri
Tezer Özlü'den Leyla Erbil'e Mektuplar'ı inceledi.
72 syf.
·
2 günde
·
10/10 puan
Sevdiğim yazarların mektuplarını okumayı seviyorum. Tezer Özlü kendisine hayran olduğum bir yazardır. Gerek düşünceleriyle gerek kişiliğiyle olsun her zaman sevmişimdir. Kendisinin 3. kitabını okudum. Bu kitabı kendisinin ölümünden sonra Leyla Erbil yayınlamıştır. Birbirlerine söz verdikleri için. Her insanın hayatında iyi ki tanımışım seni dediği kişiler olmuştur. Hele bu kişiler bir yazarsa ayrı bir duygu olmuştur. Mektuplarının birinde şu cümlesi beni çok etkiledi: “İnsanın sevgi özleminin doyurulması o denli başka bir duygu ki...” Tezer Özlü’nün kitaplarında gitmek özlemi,acı çekmek, acı ile yazmak duygusunu bulabilirsiniz. Hans Petere olan sevgisini sık sık dile getirirdi. O kadar ki kafatasıyım derdi onun için. Leyla Erbil içinde yaşamımda birl,kte olmaktan hiçbir an sıkılmadığım ender insanlardan biri sensin der. Yaşamını hep yoğun ve güzel geçirmek istemiştir. “O, ruhunu koşullar elverdiği ölçüde tıka basa sevgiyle doldurmak isterdi.” diyor Leyla Erbil. “ Özlünün sevgi dünyası birçoklarımızın anlayabileceğinden çok ötede çok geniş bir kucaklayışa sahipti.” Tezer Özlünün yüreğinde kin ve intikam gibi duygular hiç barınmadı. Diyebilirim ki mektup bir insanı tanımak için en etkili iletişim aracı. Kendisini biraz tanıma fırsatım oldu bu mektuplarla.
Tezer Özlü'den Leyla Erbil'e Mektuplar
OKUYACAKLARIMA EKLE
2