Esra ipek

Esra ipek
@FikirBulutubl
Arablardan bir kadın, getirdiği birtakım eşyaları Kaynuka oğulları pazarında sattıktan sonra onlardan bir kuyumcunun dükkanına oturdu. Yüzünü açmasını istedilerse de kadın kabul etmedi. Bu sefer kuyumcu, onun elbisesinin bir tarafını sırtına iliştirdi. Kadın ayağa kalkınca, avreti göründü ve bunun üzerine güldüler. Kadın feryad edince müslümanlardan bir kişi kuyumcunun üzerine atılarak yahudi kuyumcuyu öldürdü. Diğer yahudiler de hücum ederek o müslümanı öldürdüler. Müslümanın akrabaları,müslümanları yahudilere karşı yardıma çağırdı. Müslümanlar oldukça öfkelendi, onlarla Kaynuka oğulları arasında kavga çıktı. ( İbn Hişam, Sîre, -er-Ravdu'l-Unf ile birlikte-, 3/137.) O kadının attığı feryadı, duyan kulaklar ve çarpan yürekler işitti. Bu yüreklerdeki kanlar gayret ve haysiyetle yoğrulmuştu. Bu feryadı erkek suretindeki kimseler değil, gerçek yiğitler duydu ve imdada koştu. İşte o tarihten itibaren müslümanların nefislerinde namus için imdada koşmak derinlere kök saldı. Kadının namusu, şeref ve haysiyeti himaye altındadır. Yardım istediği takdirde milyonlarca müslüman onun imdad çağrısına koşar. Onların her birisi, her müslüman kadını bizzat kendi namusu gibi bilir. İsterse akide bağı dışında onunla hiçbir ilişkisi bulunmamış olsun. ...Ya şimdi! Nice feryad karşılık görmemekte, suskun sistemlerin duvarlarına çarpıp geri dönmektedir.İlk neslin o önder insanları ölüp gitti. Mut'asım'ın nesli de ölüp gitti, artık Mut'asım da yok. Müslüman kadınların feryadları karşılıksız, cevabsız kalmakta. Harekete geçen bir kıskançlık yahut galeyana gelen bir kan artık yok.
Reklam
"Benim dünyada bütün arzum sadece yaşamaktır." diyen kimseyle "Şerefimi kollayamadığım, hakları koruyamadığım, Allah'ı razı edemediğim ve kızdığım zaman O'nun için kızmadığım takdirde ayağımı bir adım atamam ve gözümü kırpamam.” diyen kimseyi birbirinden ayırmak gerekir. ...İnsan, Rabbine karşı çıktığında ve sadece kendi zevklerine uyduğunda sadece kınanmış bir hayvan veya taşlanmış bir şeytan değil midir?..."
Sayfa 234·Kitabı okuyor
Muhammed el-Gazali şöyle diyor: İslam ümmeti nasıl olursa olsun hayatını sürdürme gayesini güden; yaşamak için gerekli olan şeyleri elde ettiği sürece nereye gittiğine aldırış etmeyen ve rahatı yerinde olunca başka şey aramayan bir ümmet değildir. Örnek İslam toplumu hiçbir zaman bu şekilde düşünülemez.Müslümanlar, kendilerinin Allah'la olan bağlantılarını belirleyen, hayata bakış tarzlarına açıklık getiren, içerideki işlerini özel birtakım prensiplere göre düzenleyen ve dışarıyla olan bağlantılarını belirli hedeflere göre yönlendiren belli bir inanca sahip kimselerdir.
"Bozguncuların ve inkarcıla hak daveti kabulleri hiçbir zaman kolay olmamıştır. Hakka daveti ortadan kaldırma ve ona karşı çarpışma sırasında kullandıkları taktik boş çıkıp geçerliliğini kaybettikleri an, derhal yeni yollar denemişlerdir. Hak ile batıl arasında süren bu mücadele hakkın zaferi kesinleşinceye ve batıl, son nefesini verinceye dek sürecektir. "
Sayfa 115·Kitabı okuyor
Davetin Önünde Ki Modern Engeller 3: Hapis ve İşkence
Bu yönde kullanılan metodlardan bazıları da sık sık tutuklamalar ve İslâm daveti bayrağını taşıyanların hapis ve işkenceyle korkutulmasıdır. Ama nice genç vardır ki hapishanede daha da bileniyor. Hapisten daha da bilenmiş, kararlılığı daha da artmış, yüce Allah'ın yolunda daha çok fedakârlık göstermeye ve daha çok çaba harcamaya hazır halde çıkmaktadır. Gençlerin helâki hapishanelerde değildir. Dünyadaki asıl helâk; şehvetlerin, zevklerin peşine takılmaktır. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Sizin için korktuğum fakirlik değildir. Ancak sizden öncekilere açıldığı gibi dünyanın size de açılmasından, onların yarıştıkları gibi sizin de (dünyalık için) yarışmanızdan, dolayısıyla (dünyalığın)onları helâk ettiği gibi sizi de helâk etmesinden korkuyorum. “
Sayfa 115·Kitabı okuyor