"....oturmuş günün doğuşuna bakıyor ve kaçıp giden lütfunu düşünerek yalnızca şu anı, yaşadığım anı düşünüyordum;canlı bir kelebeğin bedenine bir iğnenin, ucundan batırılıp öylece bırakılması gibi."
Bana öyle geliyordu ki düşünce kendi hareketinin farkında olmayan, gelişip olgunlaşması için ve sonunda devinimsiz ve oynak bir noktaya doğru gizemli bir biçimde yönelen olağanüstü ve sayısız açılımla bir arada oluşunu doğallıkla sürdürmesi için rahat bırakmamız gereken bir akıştır.
"Galiba aynı şeylerden söz etmiyoruz Matmazel. Ben size yaşamı tamamıyle değiştiren değişimlerden dem vurmuyorum ki, yalnızca yaşandığı ana tat katanları söylüyorum. Yolculuk çok avutucu bir şeydir. Yunanlılar, Fenikeliler, herkes gezmiş. İnsan belleği böyle oluşuyor."
"Aynı şeylerden konuşmadığımız bellki, benim istediğim böyle bir değişiklil; gezip dolaşmak, deniz kıyısı kentler filan görmek değil. Benimkisi, benim istediğim, benim olan bir şey, bir şeyim olmaya başlasın, ufak tefek bir şeyler ama benim olsun; benim olan bir yer, diyelim tek bir oda ama benim odam.Kimi zaman, havagazıyla çalışan bir fırınlı ocak düşlerim."