ikinci İstanbul saklı sanki bu şehirde. Şehrin altında uyuyan, orada can çekişen, ama yine de ölmemek, ruhunu teslim etmemek için ısrarla direnen, hasta, güzel bir İstanbul bu. Şehrin derinlerinde bir yerde kalbinin hâlâ nasıl attığını duymuyoruz, bilmiyoruz.
Müzikle vücudumun ona verdiği tepkiyi o kadar iç içe görüyorum ki, insanların koşmak gibi mukemmel bir çözüm dururken niye dans etmeyi tercih ediyor olduklarını bir türlu anlayamıyorum. Onların da beni anlayamadıkları gibi...
Ne bu, her gün her gün! diyorlardı.
Çekil şurdan! diyorlardı.
Manyak mısın?! diyorlardı
Bela mısın?! diyorlardı.
Beygir misin?! diyorlardı
Derdin nedir? demiyorlardı