"Bir cenaze arabası geçerken hiç düşündün mü,
Sırada senin olabileceğini?
Seni büyük beyaz bir çarşafa sarıp
Yerin bir buçuk metre altına gömeceklerini.
Seni büyük siyah bir kutuya koyarlar,
üzerini toprak ve taşla doldururlar,
Bir hafta her şey yolunda gider,
Ve sonra tabut sızdırmaya başlar!
Solucanlar girer, solucanlar çıkar,
Solucanlar burnunda oyun oynar.
Gözlerini yerler, burnunu yerler,
Ayak parmaklarının arasındaki pelteyi yerler.
Yuvarlak gözlü bir solucan,
Karnına girer ve gözlerinden çıkar,
Karnın yapışkan yeşile döner,
İrin krema gibi dışarı akar.
Bir dilim ekmeğe sürersin,
İşte öldükten sonra yediğin budur."
Casca hanıma çok sinir olmaya başladım arkadaş ne kıymetli Griffith miş. Adam zaten şeytanın ta kendisine dönüşecek. Bunun tüm altyapısı hazırlanmış hikayede, serüven de ama hala yok efenim sen geldin şöyle oldu sen öyle yaptın böyle oldu. E abla afedersin ama bu Griffith'de altı bezli bebe değil hani bizim oğlanı teklemeden indiriyor bırakta yaptığı seçimlerin aldığı kararların sonucunu yaşasın yav. Hani bizim oğlanda hastası değil zaten sizin topluluğa. Amma delikanlı gibi bir söz verdi yenildiği için aranızda kaldı sonra da yükseldi adamda potansiyelin alası var. Biraz lütfen bakış açımızı genişletelim ve diyelim ki bu nev-i şahsına münhasır şahsiyet, Griffith, ne istiyor bizim Guts'tan? Adam açıkça diyor kendi krallığımı kuracağım diye. Ne demişler güce ihtiyacın olduğunu düşünüyorsan kötü bir şey yapmayı hedefliyorsundur. Ayrıca ömründe hiç görmediğin güçte yaratık dedi ki bu adama dikkat edin tehlikeli istediği olmazsa ölmeyi göze almalısınız. Sen hala yaklaşma senin suçun de get bacım yaa.