İçimde kırkikindi yağmurlarının ahmaklığı,
vakur bir mutsuzluğun yıllanmış yorgunluğu var
Tanımadığım herhangi bir kentin sobalı bir
evinde bıraktığım hüznümün merasimi
Kulağımda henüz ezberden okuyamadığım
şarkıların nağmesi var
Elimi muhtelif yaralarımda
gezdiriyor, patlamamış bir silahın
barut kokusunda kursağımda kalmış
bir ölümün yasını tutuyorum
Henüz hiçbir matemde yok kırılmışlığım
yalnızlığımı fersah fersah uzaklara götürüyorum
Gözlerince bağışlanmış günahlarımın
derinliğinde bir ihtilal olan güzelliğin
Göç yollarıma kurulmuş
bir yalnızlığın en güzel duasıydı sanki
Solumda karım uyuyor,
Aklımda sen
Söylesene neydi aşk?
Kendi toprağında başkasının bayrağı altında mı ölmek?