Çöl,evsiz ve duvarsız mekan; çöl akıl ve hesap dışı zaman... Çöl susuzluğun fırtınaların savruk kararğahı, çöl,yıldızlar altında hüzünlü gecelerin ahı... Çöl, kum zerrelerinde örülen yatak; ve çöl, birbirine karışan siyah ile ak... Herşeyi kuşatan erişilmez nimet; belki hususi nasiplere elveren ganimet... Hafakanların arasında gül yetiştiren gece, ne ki benim şarkılarımda yalnızca iki hece. Gül ile çöl. Çöl ile gül... Çöl içinde bir gül, gül kokusunda bir çöl... Derinliği ve sonsuzluğu anlatan da o... Gül... Boğulan, daralan ve sıkılan dünyanın ferahı; bekleyen, hisseden, yenilenen anın ferahı... Çöl... Eski doğrulardan ve eskitilmiş yanlışlardan gül goncasını kurtaran; solmayan rengi ve yanılmayan hakikatiyle gülü saran...