Senin bu ellerinde ne var bilmiyorum göğe bakalım
Tuttukça güçleniyorum kalabalık oluyorum
Bu senin eski zaman gözlerin yalnız gibi ağaçlar gibi
Sularım ısınsın diye bakıyorum ısınıyor
Seni aldım bu sunturlu yere getirdim
Sayısız penceren vardı bir bir kapattım
Bana dönesin diye bir bir kapattım
Şimdi otobüs gelir biner gideriz
Dönmeyeceğimiz bir yer beğen başka türlüsü güç
Bir ellerin bir ellerim yeter belleyelim yetsin
Seni aldım bana ayırdım durma kendini hatırlat
Durma kendini hatırlat
Durma göğe bakalım
Kapının önündeyken ulaşılmaz olan şeyler, kapıya biraz yaklaşıp içine girdikten sonra vazgeçilmez olur, bağımlılık yapar, bir zaman sonra bıkarsın ulaşamadığın o şeyden ancak alışkın olduğun için vazgeçemezsin; oysaki vazgeçmek özgürlüktür.
Sadece günahkarların girdiği bir çift dudağın arasına inşa edilmiş cennetlerden bahsetti. Ben mezarımı bile onun kırmızı rujuyla boyamak istiyordum demişti o beni terkettiğinde.
Doktor seni hangi sevabın girdiğin cennetten kovdurdu....
Her dilde söylenen şarkı olmak isterdim, her tene yakışan renkte kumaş. Tüm insanlara verilebilecek gruptan olmalıydı kanım. İlk incinen vicdan, benimkiydi yemin ederim.
Ben iyiydim doktor. Kötülerin kazandığı dünyada, yenmeyi öğrendim...