Frau Hofer

"Liberal demokrasinin hak ettiği değeri görmeyen özelliklerinden biri liderlerinin yanılgılarına baskın gelmesidir. Muhalefetin ve özgür basının eleştirileri liderin ayaklarının yere basmasını sağlar ve asılsız bilgilerin yayılmasını engeller. Gücü bu şekilde dengelenmeyen ve kendileri hakkında sadece iyi şeyler duyan diktatörler için durum, kendini makul seviyelerde aldatmanın ötesine geçerek tehlikeli yanılgılar içine düşmeye varır. Tabii, demokratik yönetimlerde de kendini aldatmaya yönelik zincirleme reaksiyonlar oluşur; bazıları Amerika ve İngiltere'nin Irak savaşı sırasında bu duruma düştüğünü savunuyor. Ama otoriter rejimlere kıyasla özgür toplumlarda böyle şeylerin olması daha zordur. Olgun demokrasiler için en büyük sorun belki de seçmenlerin ve medyanın çarpık bir dürüstlük ideali yaratmış olmasıdır. Kamu hayatından her türlü hileyi silme peşinde koşmak sadece kendini aldatmak anlamına gelebilir."
Sayfa 196·Kitabı okudu
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
"Hiç pozitif yanılsaması olmayan insanlar kendileri hakkındaki gerçeğe daha yakındırlar; yeteneklerini, geleceklerinin nasıl olacağını ve çevreleri üzerindeki kontrollerini daha gerçekçi olarak ele alırlar. Philip Larkin onları 'daha az aldatılanlar' olarak tanımlıyor. Psikiyatristler klinik depresyon teşhisini koyuyor. Çeşitli çalışmalar, depresif kişilerin gerçekliği daha iyi kavrayan kişiler olduğunu göstermiştir."
Sayfa 176·Kitabı okudu
"Yapılan başka çalışmalar, fiziksel çekiciliğimizi, zekamızı ve başkalarına davranışlarımızdaki adaleti gözümüzde büyüttüğümüzü göstermiştir. Sevgilisi olanların çoğu ilişkilerinin diğerlerinkinden iyi olduğuna inanıyor ve -evet- çoğu ebeveyn de çocuklarını diğer çocuklardan zeki ve tatlı olarak görüyor."
Sayfa 170·Kitabı okudu
"Festinger'e göre kimlik algımızı korumak için bilişsel uyumsuzluk duygusundan kaçınmaya çalışırız. Ne zaman dünyaya ilişkin çelişkili fikirlere düşsek, oluşan kaygı, bize davranışımızı ya da inançlarımızı değiştirmemiz gerektiği yönüne ipucu verir ki aynı anda iki şey düşünme tuhaflığını yaşamayalım. Genellikle inançlarımızı değiştirmemiz daha kolaydır. Bir şey hakkında yanlış kanıda olduğumuz bilgisiyle karşı karşıya kalınca fikrimizi değiştirmeden önce her şeyi -sebepler bulmayı, başkalarını suçlamayı, ortada bir sorun olmadığını iddia etmeyi- yaparız. Sigarayı bırakamayanlar bu alışkanlığı devam ettirmek için sebepler arar -bana zarar vermez, hayatım daha kısa ama daha dolu geçecek. Bir konser biletine çok para vermişseniz, beğenmeseniz bile konserin çok eğlenceli geçtiğine kendinizi ikna edersiniz. Bir topluluk arasına, mesela bir üniversite arkadaş grubuna girmek ne kadar zor olmuşsa grubun içindeyken kendinizi o denli oraya ait hissedersiniz."
Sayfa 157·Kitabı okudu
"Loftus, hafızayı bir bilgi deposu olarak düşünmemizin oldukça hatalı olduğunu ve bu düşünce şeklinin hukuk sisteminin işleyişini etkilediğini ortaya koymaya kararlıydı. Görgü tanığı ifadelerinin güvenirliği üzerine yaptığı bir araştırmada katılımcılara kalabalık bir şehir meydanında işlenen bir cinayetin görüntülerini izletti. Sonra bu kişilere cinayetle ilgili yazılı bilgiler verildi. Ama bunlar yanıltıcı bilgilerdi. Mavi bir araç beyaz olarak ifade ediliyordu, bıyıksız bir adamın bıyıklı olduğu yazılmıştı. Daha sonra yanıltıcı bilgiler alan bu kişilerin kesinlikle beyaz bir araba ve bıyıklı bir adam gördükleri yönünde ifade verdiği görüldü."
Sayfa 124·Kitabı okudu