Derken hem güneş hem de kediler odama, yatağıma girdiler. Önce perdeleri, sonra pencereleri açtım. Mutfağa indim, çay demlemek için suyu kaynattım, içeriyi havalandırdım. Bahçeme geri döndüm. Nihayetinde çiçeklerin suyunu tazeledim...
Artık burnumuz kahve fincanlarımızda, fısıldayarak sohbet ediyorduk. Ellerim tarçın ve tütün, bedenim aşk, gül ve ter kokuyordu. Saçlarım dolaşmış, dudaklarım kurumuştu. Korkuya kapıldım. Kısa bir süre sonra o gittiğinde, bana eşlik etmek üzere geri dönecek olan, sadık ve ölümsüz yalnızlıktan korktum.