Edan bana yardım etmek için ağzını bile açmamıştı.
Bu, bütün kırbaçlardan daha çok yakmıştı canımı. Ama beni, onu arkadaş olarak görmemem konusunda uyarmıştı, değil mi?
Onu dinlemeliydim.
"Cezası ne olacak?" diye sordu Edan, Leydi Sarnai' ye.
Sahnsen'in kızı düşünürken duraksadı. "Sırtına kırk kırbaç bayılırsa uyandırın ve saymaya tekrar başlayın. Majestelerinden sabah asılmasını isteyeceğim."
Boğuk bir çığlık attım.
Edan, Leydi Sarnai'nin önünde eğildi. Kısa ama itaatkar bir hareketti. "Nasıl isterseniz."
"Shansen’in kızından bekleyeceğim türden soğuk bir kovulmaya hazırlanarak Leydi Sarnai’nin gözlerine baktım. Ama ilk kez kaşları çatık değildi ve dudakları her zamanki gibi büzüşmemişti. Zaman esnedi sanki. Bakışında daha önce hiç görmediğim bir şey vardı: Şefkat."
"Ama beni Leydi Sarnai konusunda uyardığın için teşekkür ederim," dedi Edan. "Benim için kıymetli."
İçtenliği hafiften şaşırmama neden oldu. "Arkadaş olduğumuz için yaptım sanma."
"Büyücülerin arkadaşları yoktur," dedi Edan boğazını temizleyerek. İstemediği bir şeyi açık ettiği hissine kapıldım. "İyi geceler Bayan Tamarin."
"Usta," diye seslendim arkasından. Günün birinde felaketim olacaktı. Biliyordum.