Sıcakkanlı bir adam olmasına rağmen, biraz içine kapanık bir yanı da vardı. Belki de hüzünlü. Gülümseyişiyle derinlerindeki her şeyi saklamayan insanlardan biriydi.
Hayatımı küçük bir çocukken okuduğum bir söz doğrultusunda geçirip öleceğim. Şunun gibi bir şeydi:" Bundan yirmi yıl sonra, yaptığınız şeylerden çok yapmadıklarınız için hayal kırıklığı yaşayacaksınız. O yüzden düğümlerinizi çözüp halatlarınızdan kurtulun ve sığındığınız güvenli limandan uzaklara yelken açın. Yelkenlerinizle rüzgarı yakalayın. Araştırın, düşleyin, keşfedin"
Nasıl bir karanlığın içine dolaşıyor olursa olsun, yolunu kendi kendine bulmak zorunda olduğunu açıklığa kavuşturmuştu. Ona yardım teklifinde bulunamayacağımı, yolunu aydınlatmak için bir lamba bile yakamayacağımı bilmek bana acı veriyordu.
Derin bir nefes aldım. Kontrolümü kaybedip de dağılamazdım. Çünkü dağılırsam, bir daha toparlanamayacağımdan korkuyordum. Fakat her sabah uyanmak için bir sebebim olmaksızın nasıl yaşamaya devam edecektim?
Yola devam etmemi sağlayan ve iyi yapıyor olduğum tek şeyi bırakma kararımı hala sorguluyor olsam da, her nedenle bu kendimi biraz daha iyi hissettirmişti.... Hayatım gerçekten o kadar kötü müydü? Gerçekten o kadar acınası durumda mıydım? Düşüncelerini kontrol etme, derdi. Bırak, aklına gelsinler. Ben de canımı acıtmalarına rağmen öyle yaptım.