Sana bir şey söyleyeyim mi," dedi, "bizim evimizde hep bir kavga vardı, çoğunlukla açlığa karşı. Babam işverenleriyle boğuşurdu. Ben okulda savaşırdım. Ama daima kaybeden taraf olurduk. Sanırım bir zaman sonra hep kaybetmeye mahkûm olduğumuza inanmaya başladık. Babam, tıpkı bir alay köpek tarafından köşeye kıstırılmış kedi gibi çırpınıyordu. Er geç köpeklerden biri canını alacaktı. Bu umutsuzluğu anlayabiliyor musun? İşte ben o umutsuzluk içinde büyüdüm.
Ne bileyim ben, insan bazen böyle duygulara kapılıyor. Ben hiçbir şeye bakmıyorum. Hiçbir şeyi görmeye vakit ayırmıyorum. Hayat geçip gidecek ve ben... bir elmanın nasıl büyüdüğünü bile göremeyeceğim.