Fatma

@Ftmft·
·
sabitlendi
İsteseydin eğer, bir kere isteseydin, evet bir kez gerçekten isteseydin olan olurdu... Sen hiç istemedin ki dostum! İstemek nedir bilmedin ki! Hiç tutulmadın sen! Tutkuların için ölmedin ki! İsteseydin ölürdün, ölseydin olurdun! Sen hiç olmadın ki! Evet, olmadın, çünkü sen hiç ölmedin! Ölecek kadar istemedin, ölümün pahasına istemedin, ölümüne istemedin! isteseydin ölürdün, ölseydin olurdun. Oysa ne öldün, ne oldun. Çünkü sen istemedin; isteğini, istediğini aslında dile bile getirmedin. Öyle ya, bir kere dile getirseydin, olurdun, bir kez adam gibi aklından geçirseydin hemen orda olmuş ve ölmüş idin. Sen hiç istemedin ki dostum! istemesini bilemedin, istemek nedir bilemedin! çünkü sen ol deyince olduranı hiç tanımadın!
“Yanılmış olmanın acısını anlamıyorlar. Umulmadık bir anda yanılmış olmanın acısını. Bundaki dayanılmazlığı...”
“... hani susarsa dünyanın sonu geliverecekmiş, konuşursa bir şey sanki hep ayakta duracakmış gibi aralıksız ...”
“Hoş, cenazelerin başında da "kalan sağlar bizimdir" diye avunurduk hep.Kalan sağlara sevinmek.Her zaman sevinecek bir şey bulmak...Artık sevinecek bir şey bulmak istemiyordum demek.Geleceğe inanmakla Pollyannacılık arasındaki çizgiyi kesinlikle ayırmak...”
"Havaya değip de bozulmasın diye salamura tenekelerinin üzerine taş koyarlar.O zaman düşünmemiştim sanıyorum.Ama galiba taşı kaldırılmış bir peynir tenekesiyim."